Kitapları sessiz oluşlarından, zorbalık nedir bilmeyişlerinden ve bilgisiz kitlece anlaşılamayışlarından ötürü sever; kitapları tekeline alabilmek, böylesine haktanımaz bir çağda aydının elinde bulundurabildiği tek ayrıcalıktır.
Çünkü türlü deneylerin süzgecinden geçmiş bu düşünürlerin de bir bildiği vardır: Bütün tutkuların kaderi, günün birinde kendi başını yemektir. Akıl ise beklemesini ve direnmesini bilir. Kimi zaman, çevresindekiler sarhoşluk içerisinde tozuttuklarında, susmak zorunda kalır. Ama onun sesini duyuracağı günün de geleceğini bilir; çünkü hep gelmiştir.
Her insan, ne kadar müspet yaradılışta olursa olsun ölümünden sonra tekrar dirilmeyi düşünür, özler. Bu hayat dediğimiz mihnetler silsilesinin çok ileri zamana, müpheme atılmış bir mükâfatı gibidir.