Kitap hakkında yazıp yazmamak arasında gidip geldim çünkü hem etkilendim hem sinirlendim. Gerçek bi hikaye desek çok çarpıtılmış gerçekler… Yazarın bakış açısı desek değil çünkü tanık olmamış. Her neyse evet karakterler gerçek ve tam Osmanlı son dönem bencilliği, hayattan kopukluğu içindeler. Mustafa Kemal onları ülkeden kovana kadar iyi hoş, ama kovulunca tü kaka… Yazarın annesi Selma sultan çok idealist, cesur, feminist kadın gibi portre edilmiş ancak para için hiç görmediği hintli bir raca ile sultan vasfını kullanarak evleniyor. Ordaki kadınlara çok üzülüyor ama onları hizmetçisi yaparak kurtardığını zannediyor. Şımarık, gece eğlencesi düşkünü, kendini hala Osmanlı sultanı zanneden, hiç çalışmamış, para kıymeti bilmeyen, sosyeteye girmek için çırpınan zavallı bi son jenerasyon Osmanlı… Hindistan’da Atatürk ölünce okunan selalara tek katılmayan kişi bir Türk olarak kendisi. Zaten Hintliler de anlam veremiyor. Onun yerine kendi kendine şampanya içerek ölümünü kutluyor Atanın!?! Kendi ülkesinde bağımsızlık olmasın ama Hindistanda olsun diye saçma sapan hayaller içinde ama idealizmi sıkılıncaya kadar, sonra kendine mücevher almaya gidiyor haspam. Ama en çarpıcı olan yazarın şu yorumunu gerçek gibi yazması; efendim Atatürk’ü Samsuna çıkması için Vahdettin görevlendirmişmiş, aslında onun fikriymiş, ama başarınca Atatürk onu satmışmış, herkese istediğini zorla yaptırmışmış, kimse Cumhuriyet istemiyormuş, Atatürk herkesi tehdit etmiş mecbur kalınmışmış, ay şiştim. Okuyun sizde şişin