İnsanların dünyayı fethetmiş olmaları, şiiri, matematiği ve içten yanmalı motoru icat etmiş olmaları, uzay ile zamanın göreceli olmasını keşfetmeleri, atomu parçalayabilmemiz süper bir şeydi.
Ancak bunların arasında en muhteşem şey, elde ettiğimiz en büyük kazanım, polyester elyaftan yumakları bir kumaşın içine tıkıp, anatomik olarak kesinlikle doğru olmayan, dünyanın en korkunç yırtıcılarından birinin karikatürize edilmiş halini, bir çocuğu avutmak için eline vermemizdi. Hep bununla hatırlanmamız için dua ediyorum...
Akıllı insanlar mutluluğun sağlığa benzediğini çok önceden fark etmiştir: Mutluyken fark etmezsiniz; ama yıllar geçtikçe, geçmişte kalan mutluluğunuza ilişkin anılar, ah, anılar!..
İlk incelememi yapıyorum... Güç sanırım buna uygun bir kitap. Yaklaşık 15 dk önce bitirdim ve gerçekten kendime gelmem zaman aldı. Ben inceleme yaparken konunun içine çok fazla girilmesi taraftarı değilim kendi cümlelerimle düşüncelerimi açıklamak istiyorum.
Güç kafamı çok, çok karıştıran bir kitap. Gücün kadınların ellerinde olduğu bir dünyayı anlatıyor. Tamamen tüm yetkinin bir insanı ölüme götürebilecek kadar ellerinde olduğu bir dünya... Her ne kadar kitabın konusu bunu anlatmaya yönelik olsa da kesinlikle gücün kadınlarda olması ‘gerektiğini’ savunan bir kitap değil. Aksine, bence cinsiyetin insan olmanın hiçbir yönünü değiştirmediğini anlatıyor. Çünkü kitabı okurken şimdiki zamanla kıyaslayabiliyorsunuz ve bu, insana çok farklı bir bakış açısı katıyor.
Bence kesinlikle okunması gereken bir kitaptı.