JustCeylimm

JustCeylimm
@JustCeylimm
Burası benim varoluşumu kanıtlama çabam. #303012124
Puan vermedi·293 syf.·
2026 3. kitabı
Herkes filmi överken ben izninizle biraz kitabı övmek istiyorum. Kitabın her ne kadar başını anlamakta zorlansam da uzun süredir ilk defa bu kadar beni kendine çeken bir yapıt okudum. Gece yarısı,elimde kitap,şaşkınlık ve büyük bir üzüntü içinde yazarın ölümü ve cenazeyi nasıl bu kadar çarpıcı bir şekilde aktardığını anlamaya çalışıyorum. Abartısız söylüyorum yarım saat boyunca kitaba bakakalmış olabilirim. Kitaba başlarken hiç bu kadar üzüleceğim,sarsılacağımı düşünmemiştim doğrusu.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·312 syf.·
2025 41. kitabı
Sade, akıcı ama duygusal bir dille insan ruhunun kırılganlığını işlerken yer yer günümüz Türkçesinin süslü, hatta arabesk cümlelerine kaçtığı için okumakta zorlandım. Bu dil kimi okurlar için şiirsellik yaratır ancak benim için yapay bir duygusallık hissi bıraktığını söyleyebilirim. Buna rağmen romanın “unutmak mı yoksa hatırlamak mı daha ağırdır?” sorusunu düşündüren, içsel sorgulaması güçlü bir eser olarak öne çıktığını düşünmekteyim.
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Doğan Kitap · 20195,4bin okunma
Sessiz ama derin bir kitap
Puan vermedi·408 syf.·
2025 40. kitabı
Yalom kitabında, terapi odasının kapısını aralayıp bizi insan ruhunun en derin yerlerine götürüyor. Her hikâyede farklı bir hasta var, ama aslında her biri bize bir yönümüzü gösteriyor. Kimi ölüm korkusuyla, kimi suçlulukla, kimi sevgisizlikle boğuşuyor. Yalom sadece bir doktor değil; aynı zamanda dinleyen, anlayan ve bazen hastaları kadar kırılgan biri. Onun dili sade ama içten; kelimeleriyle hem tedavi ediyor hem düşündürüyor. Her satırda şu hissi veriyor: “Hepimiz aynı insan yolculuğundayız.” Kitap bittiğinde bir psikiyatristin gözünden değil, bir insanın kalbinden geçmiş gibi oluyorsun. Sessiz ama çok derin bir kitap
Bir Psikiyatristin AnılarıIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınevi · 20174,860 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2025 33. kitabı
William Shakespeare’in Othello adlı trajedisi, yalnızca bireysel bir yıkımın değil, aynı zamanda toplumun yapıbozumuna uğramış değerlerinin, cinsiyet normlarının, ırksal önyargıların ve insan psikolojisinin karanlık taraflarının da sahneye taşındığı çok katmanlı bir eserdir. Yüzeyde bir kıskançlık trajedisi gibi görünse de, metin aslında insanın iç dünyasındaki güven, aidiyet ve algı çatışmalarını, aynı anda hem kişisel hem de toplumsal düzlemde işler. Shakespeare bu eserinde, bireylerin birbirleriyle ve toplumla olan ilişkilerini, özellikle iktidar, cinsellik ve kimlik ekseninde çözümleyerek evrensel geçerliliğe sahip bir insanlık durumu sunar. Othello karakteri, rasyonel ve karizmatik bir komutan olmasının yanında, bir “Moor” (yani yabancı, siyahi ve Müslüman kökenli) olarak Avrupa’nın merkezinde konumlanmış ama onun dışında tutulmuş bir figürdür. Bu ikili konum, karakterin trajedisinin altyapısını oluşturur. Othello’nun Venedik toplumuna olan aidiyet arzusu ile bu toplumun onu hiçbir zaman tam anlamıyla kabul etmeyeceği gerçeği arasındaki çatışma, onu kırılgan ve manipülasyona açık hale getirir. Desdemona ile evliliği, bu gerilimin zirveye ulaştığı noktadır: aşk, hem Othello için bir kabul görme aracı hem de toplumsal düzen için bir tehdit haline gelir. Iago ise sıradan bir kötü karakterden öte, Shakespeare’in kötülüğün doğasına dair felsefi bir soru önerdiği figürdür. Iago’nun motivasyonu tam olarak tanımlanamaz; haset, aşağılık kompleksi, cinsel güvensizlik, sınıfsal öfke ya da nihilistik bir boşluk olabilir. Ancak kesin olan şu ki, Iago yalnızca dış dünyayı değil, insan zihnini de ustalıkla manipüle eder. Onun dili, büyü gibidir; gerçekliği şekillendirir, var olmayan şeyleri varmış gibi hissettirir. Bu yönüyle Iago, sadece bireyleri değil, hakikatin doğasını da
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,7bin okunma
İki kadının hikayesi
Puan vermedi·360 syf.·
2025 16. kitabı
Jio’nun sade ama dokunaklı dili, okuyucuyu hem merak içinde tutuyor hem de duygusal olarak etkiliyor. Hikâyenin geçtiği Seattle’ın soğuk, yağmurlu atmosferi, romanın hüzünlü havasını tamamlıyor. Claire’in kendi kişisel acıları ile yüzleşmesi, 1930’lardaki Vera’nın yaşadığı dramla birleşince, ortaya güçlü bir bağ ve içsel bir yolculuk çıkıyor. Her iki kadının hikâyesi de, okuyucuya hem geçmişin izlerinin bugünü nasıl etkilediğini hem de sevginin ve azmin gücünü hissettiriyor.
Edebiyat
Böğürtlen KışıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201144,8bin okunma
Reklam