Merv’den Tarihe Not Düşülen İbret
1153 senesinde patlak veren isyanın adı Oğuz İsyanı’ydı. Bu isyanda sulama kanallarının tahrip olması sebebiyle kuraklık baş göstermiş ve insanlar, şehri terk etmeye başlamışlardı. Merv’in kendisine ikta (bir nevi temlik yahut kira) usulüyle verilmesini isteyen Oğuz beyi Bahtiyar’a, Sultan Sencer’in cevabı gayet netti: “Burası payitahttır, kimseye ikta edilemez!”
Sultan Sencer’in tüm gayretlerine rağmen Selçuklu tuğrası, Merv’in kızıl topraklarına gömülürken, saltanat kendi enkazının altında kalırken, ihtişamlı çadırlar Merv’in uçsuz bucaksız arazisindeki yerlerini, sancaklarla vedalaşan sönük rüzgârlara bırakmıştı.
Kendisine: “Sultanım! Bu muazzam saltanatın, Selçukoğullarının sonu nasıl oldu?” diye sual edilince, tecrübe âbidesi sultan, aslında zamanın tüm devletlerinin tahtına yazılmış kara yazıyı özetliyordu. Gözleri hem zaferlerle hem yıkılışlarla dolu ufuklara öylece dalan ihtiyar sultan, derin bir iç çekti. Atlarının kulakları çınlatan nal seslerini duyar gibi, geride bıraktıkları toz bulutları canlandı yorgun gözlerinde. Sesi bir hayli ağırlaşmış ve yüzyılların ağırlığını taşıyan son itirafını yapmıştı:
“Büyük işleri küçük adamlara, küçük işleri ise büyük adamlara verdim. Küçükler, omuzlarına yüklediğim sorumluluğu taşıyamadı; büyükler ise küçük işlere tenezzül etmedi, onları yapmayı şereflerine yediremedi, işlerden el etek çektiler. İşler bu şekilde iki tarafta da bozuldu. Mülk sarsıldı, devlet ve ordu dağıldı.”