Kitapzâde

Kitapzâde
Okuduklarımdan seçtiklerimin Arşividir bu Hesap... İnternette bilgi çöplüğünde kaybolma; aç bir kitap.... Dünyada en güzel mekân, bir atın sırtıdır. En hayırlı dost da şu zamanda kitaptır...
Yolculuğun en mühim hususiyeti niyettir. Ulaşabildiğin insana sağlanan katkı, verdiğin fayda veya zarar bu niyetin kalitesini ortaya koyar. Niyet, geminin seyrine istikametini veren kaptanın pusulasıdır ve niyetinde doğruluk olanlar, hedefine ulaşıncaya kadar devam ederler. Uzaklara gitmek ve fedakârlık denince akla her zaman sahâbe-i kirâm gelir. Onlar ve onların izinden gidenler, Sevgili Peygamber Efendimizin (s.a.v.), “Her kim ilim talep etmek üzere bir yol tutarsa, Allah da onun için cennetin yollarını kolaylaştırır” hadîs-i şerîfinin ışığıyla uzun mesafeleri kısalttılar. Bilim ve teknolojinin getirdiği her türlü araç gereci kullanarak dağları aşıp çölleri ve okyanusları geçtiler. İlim ve hakikat Çin’de de olsa onu alıp bütün insanlığa en faydalı olanı sundular. İnsanlara manevi pusula oldular. Ahiret hayatı için insanların yön bulmasını sağladılar. Doğru yönü bulabilmek için maneviyatın maddiyattan daha tesirli olduğunu yaşadılar ve yaşattılar. Allah tamamından razı olsun.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Japon Sanatı Kintsugi Kıymetli okuyucu; kaybettiğin değeri, kırıldığın yerde arama. Yepyeni güzelliklere, yeni başlangıçlara, büyük dönüşümlere, altın dokunuşlara fırsat ver. Tıpkı Kintsugi sanatı gibi… Hazreti Allah (c.c.) şöyle buyuruyor; “Artık şüphe yok, zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Hakikaten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirâh suresi, âyet 5-6) Âyet-i kerîmenin ışığında konuya daha derin bir bakış açısıyla yaklaşarak, size bu sanattan bahsetmek isterim. İnsan, hayatın darbeleriyle zaman zaman çatlar, kırılır, dökülür; etrafa saçılır. Ama bütün bunlar, Allah’ın lütfuyla altın bir çizgiye dönüşebilir. Kim bilir belki de kırıklarımız, Rabbimizin “zorlukla beraber kolaylığı” nasip ettiği yerlerdir. Kintsugi sanatının özü aslında tam da bu. Beş yüz yıllık tarihin kapılarını aralayalım, takvim sayfalarını çevirelim ve 1400’lü yıllara yelken açalım. Yer Japonya, tarih 15. yüzyıl. Japon komutan Yoshimasa’nın çok sevdiği Çin yapımı çay fincanı kırılır. O dönemde, Japonya’da çay seremonisi kültürü yükseliştedir. Çay kaseleri sadece bir eşya değil, âdeta içen kişinin ruhunu ve estetik anlayışını yansıtan bir kimliktir. Komutan, fincanı Çin’e gönderip tamir ettirdiğinde, kaba metal zımbalarla birleştirilmiş olarak geldiğini görür. Bu onarımı estetik açıdan çirkin bulan komutan; Japon zanaatkarlardan, zarif bir yöntem bulmalarını ister. Japon zanaatkarlar, ağaç reçinesi ve altın tozu kullanarak, kırılan parçaları birleştirirler. Eskisinden daha güzel, görkemli hâle gelen fincan, komutanın hoşuna gider. Böylece altın anlamına gelen “Kin” ve birleştirmek anlamına gelen "Tsugi" kelimeleri, “Kintsugi” sanatını ortaya çıkarır. İz var ama artık daha güçlü Kintsugi sanatında; kırılan parçalar Japonya’ya özgü bir ağacın öz suyundan elde edilen reçineyle
Çorbadan bahsederken Sevgili Peygamber Efendimizin (s.a.v.) çok sevdiği, içilmesini tavsiye ettiği, arpa unundan yapılan telbine çorbasını tarif etmemek olmaz. Bu çorbanın yapılması kolay, lezzeti ve şifası çoktur. Telbine Çorbası Tarifi İçin Malzemeler - 2 yemek kaşığı arpa unu - 5 su bardağı su - 5 su bardağı süt - 2 yemek kaşığı hakiki zeytin yağı - 1 çay kaşığı kekik - 1 çay kaşığı nane - 1 çay kaşığı karabiber - 1 çay kaşığı kaya tuzu Telbine çorbası nasıl yapılır? - Öncelikle zeytinyağında unumuzu biraz kavuruyoruz. - Üzerine soğuk su ve sütü ilave edip iyice çırpıyoruz. - Kaynamaya başlayınca baharatları ve en sonunda tuzu ilave edip 5 dakika kadar kapağını kapatmadan kısık ateşte pişiriyoruz. Afiyet şifa olsun…
Kaçırdığımız fırsatlar için pişmanlık duyabilir, işverenimiz ya da ailemizle iletişimimizde gerginlikler yaşayabiliriz. Bu nedenle, yapmaktan geri durduğumuz güzel işlerimizi “bir gün” değil, bugünden hayatımıza dâhil etmeliyiz. Aynı şekilde, yapmayı bir an önce bırakmamız gereken, vicdanımızı sızlatan ancak “daha değil” diyerek ertelediğimiz ve bize iyi gelmeyen alışkanlıklarımızı terk etmek için de bugünden daha iyi bir zaman yoktur.
Hepimiz aynı yerden geliyoruz, insanlığın ortak toprağından. Aynı nefesi alıyor, aynı dünyayı paylaşıyoruz. Günün sonunda hepimiz aynı yere döneceğiz ve gömüleceğiz.