Kitapzâde

Kitapzâde
Okuduklarımdan seçtiklerimin Arşividir bu Hesap... İnternette bilgi çöplüğünde kaybolma; aç bir kitap.... Dünyada en güzel mekân, bir atın sırtıdır. En hayırlı dost da şu zamanda kitaptır...
Bir gün Sultan Alp Arslan’a, savaş öncesinde şöyle der: “Ey hükümdarım, korkma, çünkü öyle bir ordu hazırladım ki, sen onu, hazır bulacaksın.” Sultan Alp Arslan, “Onlar kimdir?” diye sorduğunda, Nizâmülmülk şu cevabı verir: “Onlar, karanlıkta senin için dua eden ve oklarının asla hedefini şaşırmadığı askerlerdir. Onlar âlimler, fakirler ve din adamlarıdır. Bunlar, yöneticilere hayır dua eder ve doğruluğuna inanırlar. Onlar, devlet işlerinde yöneticilerin gerçek yardımcılarıdır.” Bu sözleriyle Nizâmülmülk, bir hükümdarın yalnızca askerî güce değil, aynı zamanda halkın ve âlimlerin manevî desteğine de ihtiyaç duyduğunu ifade etmiştir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Kitapzâde

, bir kitap okudu
Puan vermedi·48 syf.·
Beğendi
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 03:46
·
2025 32. kitabı
وابن آدم لا ينفك ولا ينفصل عن حركة أو سكون، وقلبه مثل الزجاج، وأخلاق السوء كالدخان والظلمة، فإذا وصل إليه ذلك أظلم عليه طريق السعادة. وأخلاق الحسن كالنور والضوء، فإذا وصل إلى القلب طهره من ظلم المعاصي، كما قال رسول الله ﷺ:) أتبع السيئة الحسنة تمحها (. والقلب إما مضيء أو مظلم، ولا ينجو إلا من أتى الله بقلب سليم. Âdemoğlu, hareketten veya durgunluktan asla ayrı kalmaz. Onun kalbi cam gibidir. Kötü ahlâk, duman ve karanlık gibidir. Bu karanlık kalbe ulaştığında, saadet yolu insana karanlık görünür. Güzel ahlâk ise nur ve aydınlık gibidir. Kalbe ulaştığında, kalbi günahların karanlığından temizler. Nitekim Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bir kötülüğün ardından bir iyilik yap ki onu silip götürsün.” Kalp ya aydınlıktır ya da karanlık. Ancak Allah’a 'selim (temiz, bozulmamış) bir kalple' gelen kişi kurtuluşa erer."
اعلم أنه قيل في المثل المشهور: إن النفس كالمدينة، واليدين والقدمين وجميع الأعضاء ضياعها، والقوة الشهوانية واليها، والقوة الغضبية شحنتها، والقلب ملكها، والعقل وزيرها. والملك يدبرهم حتى تستقر مملكته وأحواله؛ لأن الوالي وهو الشهوة كذاب فضولي مخلط، والشحنة - وهو الغضب - شرير قتال خراب. فإن تركهم الملك على ما هم عليه، هلكت المدينة وخربت؛ فيجب أن يشاور الملك الوزير، ويجعل الوالي والشحنة تحت يد الوزير. فإذا فعل ذلك استقرت أحوال المملكة وتعمرت المدينة. وكذلك القلب يشاور العقل، ويجعل الشهوة والغضب تحت حكمه، حتى تستقر أحوال النفس، ويصل إلى سبب السعادة من معرفة الحضرة الإلهية. ولو جعل العقل تحت يد الغضب والشهوة، هلكت نفسه، وكان قلبه شقيا في الآخرة. "Bil ki meşhur bir temsilde şöyle denilmiştir: Nefis bir şehir gibidir. Eller, ayaklar ve tüm organlar onun köyleridir. Şehvet kuvveti (arzular) onun valisidir. Gazap kuvveti (öfke) onun askeridir. Kalp ise o şehrin hükümdarıdır. Akıl da veziridir. Hükümdar (kalp), memleketin ve işlerin düzen içinde kalması için onları idare eder. Çünkü vali olan şehvet; yalancı, geveze ve karıştırıcıdır. Asker (gazap) ise kötü, kavgacı ve yıkıcıdır. Eğer hükümdar (kalp) onları kendi hallerine bırakırsa, şehir yıkılır ve harap olur. Bu sebeple, hükümdarın veziri olan akılla istişare etmesi ve vali ile askeri aklın emrine vermesi gerekir. Eğer bu şekilde hareket ederse, memleketin işleri düzelir ve şehir imar edilir. Aynı şekilde, kalp de akılla istişare eder, şehveti ve gazabı onun hükmü altına alırsa, nefsin işleri düzene girer ve insan, ilahî huzuru tanımaya götüren saadet yoluna ulaşır. Ama eğer akıl, gazap ve şehvetin emrine verilirse, nefis helak olur ve kalp âhirette bedbaht olur."
تمام السعادة مبني على ثلاثة أشياء: قوة الغضب، قوة الشهوة، قوة العلم. فيحتاج أن يكون أمرها متوسطًا؛ لئلا تزيد قوة الشهوة فتخرجه إلى الرخص فيهلك، أو تزيد قوة الغضب فتخرجه إلى الجموح فيهلك. فإذا توسطت القوتان بإشارة قوة العلم دل على طريق الهداية، وكذلك الغضب إذا زاد سهل عليه الضرب والقتل، وإذا نقص ذهبت الغيرة والحمية في الدين والدينا، وإذا توسط كان الصبر والشجاعة والحكمة. وكذا الشهوة إذا زادت كان الفسق والفجور، وإن نقصت كان العجز والفتور، إن توسطت كان العفة والقناعة وأمثال ذلك. “Tüm saadet (mutluluk), üç şeye dayanır: gazap (öfke) kuvveti, şehvet kuvveti ve ilim kuvveti. Bu üç kuvvetin dengede olması gerekir. Şayet şehvet kuvveti aşırı artarsa, kişiyi gevşekliğe sürükler ve helake götürür. Gazap kuvveti aşırı artarsa, taşkınlığa yönlendirir ve yine helake sebep olur. Eğer bu iki kuvvet (öfke ve şehvet), ilim kuvvetinin rehberliğiyle orta yolda tutulursa, bu durum kişiyi hidayet yoluna sevk eder. Mesela; gazap arttığında, insan için vurmak ve öldürmek kolaylaşır. Ama eğer azalırsa, kişi gayret ve dinî/ahlakî koruma duygusunu kaybeder. Gazap orta yolda olursa, sabır, cesaret ve hikmet meydana gelir. Aynı şekilde, şehvet arttığında; fısk (günaha düşkünlük) ve fücur (ahlaksızlık) ortaya çıkar. Eğer azalırsa, kişi tembelliğe ve acze düşer. Şehvet orta seviyede olursa, iffet, kanaat ve benzeri güzel hasletler meydana gelir.”