Ona annenin öldüğünü söyledim. Ne zaman diye sorunca, "Dün," dedim. Hafifçe irkildi, ama hiçbir şey demedi. Bunun benim suçum olmadığını söylemek istedim ama vazgeçtim çünkü bunu daha önce patrona söylediğimi anımsadım. Zaten bir anlamı da yoktu bunun. Ne de olsa insan her zaman biraz suçludur.
Ertesi sabah büyük bir heyecan ve şevkle tahta oturan Demokles bir de bakmış ki başının tam üzerinde bir kılıç sarkmakta. Ha düştü, ha düşecek... Demokles tahta oturmuş oturmasına ama gün boyu soğuk ecel terleri dökmüş. Kralın kılıcı olduğu için de onu yerinden indirtmeye cesaret edememiş. Sonunda anlamış ki can korkusu çekerek tahta oturmak mutluluk değil, ancak işkence; bu şartlarda krallık da dıştan göründüğü gibi huzur ve mutluluk değil, bilâkis korku ve tedirginlik kaynağıdır. Velhâsıl Demokles, bütün gün tahtta oturmasına rağmen hiçbir icraat yapamamış. Akşam olunca Dionysios kendisine:
_Nasıl, demiş, Demokles, krallığın tadına vardın mı?
Demokles cevap vermiş:
_Haşmetmeap, krallık tatlı olacaktı ama yazık ki kılıç Demokles'in değildi.
*Demokles'in kılıcı deyiminin çıkış hikayesinden alıntıdır