"içimde bir şeytan vardı sanki... gücüne karşı koyamıyordum... bir şeyi elde ettim mi durmasını bilmiyordum. acele etmeli ve görülerimin hızına yetişmeliydim. çağdaşlarım bu görülerimi kavrayamadıkları için, onlara göre telaşla ileri atılan bir budala gibiydim... insanlara karşı yoğun bir ilgi duymaya başlamıştım; ancak. içyüzlerini gördüğüm an büyü kayboluyordu. bu şekilde pek çok düşman edinmiştim. yaratıcı bir insanın kendi hayatı üzerinde pek az gücü olur. özgür değildir. içindeki şeytanın elinde bir tutsaktır o... bu esaret duygusu bana hep büyük bir ıstırap verdi. sık sık kendimi bir muharebe meydanındaymış gibi hissederdim ve kendi kendime şöyle derdim: "işte, şimdi düştün sevgili can yoldaşım. fakat ayağa kalkmak ve devam etmek zorundasın."
"Tüm akıl hastalıklarının temelinde, meşru acıları yaşamayı reddetmek yatar.''
'- Acılarımız da yaşamak için varlar. Acılarınıza sahip çıkın, acılarınızı koruyun ve hatta başarabiliyorsanız acılarınızı sevin.
Onlar sizin'