1918 Aralığında bütün ekonomi, bütün iç ve dış tcaret, bakkallara kadar çarşılarımız,
kadrolarında bir tek Türk bulunmıyan banka ve imtiyazlar, şirketler, hepsi Hristiyan, Yahudi veya
ecnebi idi. Su, ışık, gaz, her türlü ulaştırma, telefon, rıhtimlar ve limanlar, fenerler hepsi
yabancıların elinde idi. Türk halk yığınları medrese eğitmi alanda, vicdan ve kafa karanlığı
içinde idi. Sivil eğitm pek küçük bir azınlıkça benimsenmiştir. Amerika şüphesiz Ermenilerin
yurtlarına dönmelerine engel olmıyacaktı. Türklere Hristiyanlardan farklı davranmasa bile, onun
idaresi alandaki bir Türkiye'nin 1919+25=1944'teki durumunu göz önüne getirir misiniz? Türkiye
Türklerinin bugünkü Bulgaristan veya Yunanistan yahut Yugoslavya Türk ve Müslümanlardan ne
farkı kalacaktı? Acaba Amerika Türkiye'yi kaç otonomiden kurulma bir federasyon olarak
bırakacaktı?
Soysuz Osmanlı aydınlarını bir yana bırakalım. Vatanseverliklerine hiç şüphe olmıyanların
imzaladığı bir tarihî belge 1918'deki iç çöküşün ne kadar derinlere kadar gittiğini gösterir.
Belgenin Türkçesi yok edilmişir. Fakat İngilizcesi Amerika Dış Bakanlığı arşivinden alınıp Ankara
Üniversitesi Tarih Araştırmaları dergisinin III üncü cilt 4-5 inci sayısına ek olarak yayınlanmıştır.
Birinci imza Halide Edip, sonra sırası ile Yunus Nadi, Ahmet Emin, Velid Ebüzziya, Celâl Nuri,
Necmeddin Sadak gibi isimleri görüyoruz. Bu dilekçe Türk Wilsoncular Birliği adına 5 Aralık 1918
tarihi ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson'a verilmiştir. Belgede Türkiye'deki
dinler ve ırklar meselesinin çözümlenmesi için Amerikan yardımı istenmekte, Türkiye
vatanseverlerinin ve aydınlarının tarih ve geleneklerinden ve ırklar arası anlaşmazlıklardan
dolayı kendileri tarafından kabul edilecek herhangi bir sistemin bir müstebitliğe soysuzlaşacağı
kanısına vardıkları bildirilmektedir...