"'Yüzünden gülüşünü çalan insandan uzak dur.' demişti zamanında biri bana. 'Çünkü onu çalan her şeyi çalar. Ama yüzünü güldüren birini bulduğun an bırakma onu. Çünkü o, gerekirse kendi gülüşlerini senin için feda eder.' diye de eklemişti.
Benim için de öyle oldu Ahmet evladım. Bilemedim. Her yüzüme gülene güvendim. İnsan, insandır dedim. İyidir sandım. Söyledim miydi sana; çabuk kanarım ben. Dayanamam birinin halini görünce. Birkaç tatlı söze ya da beni üzen bir çift göze çok çabuk kanarım. Kendim gibi zannederim herkesi. Can çıkmadan huy çıkmıyor ya, neyse işte ben yine de 'kanardım' diyeyim. Ama anladım ki her insan, insan değil. Ama bunu anlamak için çok canım yandı, çok canımı yaktılar."
Erzincan'da karlı bir kış gecesi, eve gelen sarhoş bir baba işlediği suçu şans eseri gercekleşen 1939 Erzincan depreminin enkazı ile kapatmaya çalışır ama bu olayın küçük bir şahidi vardır. Hiç bir suç sonsuza kadar gizlenemez. Küçük bir şahit, üç güzel kadın Sırlarla dolu bir macera ve yıllar sonra çözülecek bir gizem Enkaz