Vahşi'nin mızrağı ıslık çalarak devam ediyor yoluna. Zaman tünelinde kara bir yılan. Akıyor ve Vahşi'yi özel isimlikten çıkarıp cins isim yapıyor durmadan. Özgürlük vaadiyle kandırılmıştı Cubeyr b. Mut'im'in kölesi. Bir heykel gibi soluk almadan beklemişti kayanın ardında. Özgürlük heykeli, kölelerine acaba ne vadetti etti ki hâlâ Bağdat'ın, Beyrut'un, Şam'ın, Gazze'nin üzerinden geçiyor mızrak. Altında parçalanmış ciğerler, oyulmuş gözler, kesilmiş kulaklar ve koparılmış burunlar var. Vahşi'nin mızrağı yüzyıllardır havada. Şekli ve rengi değişse de ıslığı şeytan ıslığı. İnsanları topluyor başına ve onlara diyor ki: " Lütfen sessizlik!"
Gariplere söyle,
Peygamberle birlikte terk etti onları iyilik,
Aydınlık uzaklaştı onlardan.
...
Kime sitem edeceğiz şerlerinden korkmadan,
haddi aştığında dil, sürçtüğünde ya da
O ışık nurdu Allah'tan sonra uyduğumuz
Kulağımız, gözümüz
Keşke üzerini toprakla örttüğümüz gün
Geride kimseyi bırakmasaydı Allah
Yaşatmasaydı ne kadın ne erkek hiç kimseyi
Boynu bükük kaldı Neccaroğulları'nın
Takdiri ilahidir bu.
Hüznümüz saldırı altındadır. Hakikat kapılarının aralanacağı o eşsiz anlar, "Üzülmeyi bırak, yaşamaya bak" mızrağıyla delik deşik edilmekte, tam haritadaki yerimizi tespit edecekken, üzerimize boca edilen yapay coşkular fersah fersah uzaklaştırılmaktadır kıyıdan. "Girdap" uyarısına rağmen yüzmüyoruz tehlikeli sularda. Çünkü böyle bir tabelaya rastlamıyoruz hayat alanlarımızda. Bütün tabelalar adrenalini kışkırtıyor. Bütün tabelalar belaya çağırıyor. Bütün tabelalar gözyaşını kovuyor hayatımızdan. İyilik yapılıyor güya insana. Düşünenleri görmeye tahammülü yok kimsenin. Düşünüyorlarsa psikolojik yardıma ihtiyaçları vardır. Düşünüyorlarsa gemileri batmıştır. Düşünüyorlarsa kafaya takmışlardır bir şeyleri. Binin yarışı beş yüzdür. Dünyayı Kurtaran Adam komik bir filmin adıdır.
Gözyaşının kovulduğu bir hayat insanın kovulduğu bir hayattı hâlbuki...