GÜLSARI YOLDA ÖLÜR
İhtiyar Tabay ile arabaya koşulu yaşlı Gülsarı ilçeden köye doğru, dün akşama dönerken yola çıkmış, Aleksandrovka yokuşunu tırmanmaktadırlar. Bu Gülsar’nın son yolculuğudur.
Yolun ortasında Gülsarı ölür, sabaha kadar onun başında bekleyen Tababay‘da gelecekten umutsuz, GülSarı’ya veda eder.
Aleksandrovka yokuşunu bu son kez tırmanışlarının bir anlamı daha vardır:
Geçen zaman yolda daha iyi anlaşılmaktadır. Tanabay da Gülsarı da bu yolu çok eskiden defalarca aşmışlardır.
Tanabay aceleci, her işini bir an önce yapmak isteyen bir devrimci,
Gülsarı gençliğinde koşu stili ile herkesi kendine hayran bırakmış bir attır.
Ama artık bütün bunlar çok eskide kalmıştır. Yaklaşık 20 yıl önce yaşanmıştır, o en güzel günler.
Gülsarı yaşlanmıştır. İlk sahibi Tanabay’ı, kolhoz yöneticilerini, Parti temsilcilerini sırtında taşıdığı o itibarlı günler geride kalmıştır.
O, artık arabaya koşulan yaşlı bir attır.
Tanabay da kendini davaya adadığı, sözünün dinlendiği günleri geride bırakmıştır.
Partiden atıldığı için gelininin alaylarına maruz kalmaktadır. Bu yolculuk ikisi içinde bir bitiştir. “Gençler sağa sola motorlu araçlarla gittikleri için onun Nagar beygir’nin koşulduğu arabaya dönüp bakan bile yoktur.”
Romanın aktüel zamanının 1963 olduğu düşünüldüğünde at arabası ile motorlu taşıt karşılaştırmasının anlamı daha iyi anlaşılacaktır.
KÖY ŞEKER KÖYÜ OLABİLİR
Elveda gülsarı romanındaki köy bir Kırgız köyüdür.
Köyün adı verilmemiştir. Ancak burasının yazarın çocukluğunun geçtiği Şeker köyü olduğu tahmin edilmektedir.
Tanabay, savaşa gitmeden önce köyde yaşar,
Savaştan sonra da yine köye döner
Bir süre Demirci‘de çalışır.
O dönemde;
Ekmek kıttı, üstleri başları yoktu, kadınlar çıplak ayaklarına lastik giyip dolaşırlardı dışarda. Kooperatif çiftlikleri gırtlağa