İyilik hoşluk zamanında herkes hoştur, candır...
Fakat derin sıkıntı zamanı geldiğinde anlarsın ki;
ALLAH'tan başka dost yoktur...
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Nabizade Nâzım'ın 1890 yıllarında kaleme aldığı ilk Türkçe Köy romanı "Karabibik" bir kahve içimlik sürede okunabilecek kısa ama aynı zamanda oldukça gerçekçi bir hikaye.Karabibik Türk Edebiyatında gerçeklik ve natüralizmin ilk örneklerinden kabul edilmiştir.Kaş'ın Beymelek Köyün'de yaşayan Karabibik'in yaban hayatını konu alan eser ,köy hayatını,köylünün meselelerini,ugraşlarını dilleri ve yaşantılarıyla olduğu gibi aktarıyor.Karabibik 8-10 dönümlük toprağını ekip biçerek,kızıyla beraber kıt kanaat yaşamaya çalışan bir köylüdür.Hayallerini süsleyen tek şey bir çift öküz almak.Kaş bölgesinde yaşayan halkın ağzıyla kaleme alınmıştır, bazı kelimeleri seçmekte zorlansakta aslın da sadece kelimeler kaba tabirleriyle kullanılmıştır.Her ne kadar hikayenin sonu yanii dememe sebep olsa da sıkılmadan okunacak keyifli bir hikaye,ilk başlarda da dediğim gibi bir sabah kahvesi içiminde okuyup bitirdim ve çok keyif aldım.Bu arada söylemeden geçemeyeceğim,Türk Edebiyatına daha nice güzel eserler kazandıracakken; Victor Hugo ve Alexander Dumas gibi yazarların çevirilerini de Türk okuyucusu ile buluşturan yazarın henüz 31 yaşında vefat etmesi beni çok etkiledi'(
Şu hayatta herkes birilerini suçluyor Marx zenginleri,Ayn Rand fakirleri,Freuda' göre her şeyin sorumlusu annesi,Schopenhauer'a göre kadınlar.Dostoyevski ise; bir başkasını değil kendini suçluyordu. Varoluşçuların en belirgin özellikleri kendilerine acımasızca dürüst olmaları ve eylemlerinden başkalarını değil kendilerini sorumlu tutmaları. Dostoyevski de "yeraltından notlar" kitabında tamamen bu özelliğini ortaya koymuş.
Kafası karışık bir adamın kendi iç savaşını, kendi ağzından, kendi gelgitleriyle müthiş bir şekilde akıcı tempoyla anlattığı bir roman, uyumsuz ruhumuzun sessiz çığlığı. Yazarlar bilinçdışının yeraltı dünyasına doktorlardan, hukukçulardan ya da psikopatlardan daha derin bir şekilde sokulmuştur;ve Zweig Dostoyevski için psikologların psikoloğu tanımını yapmıştır. Herkes iyi olduğu kadar biraz da kötüdür,kötü olduğu kadar da biraz da iyidir,bir an coşku duyarken ardından hüzünlenebilir ya da sıkılabilirler.Çünkü insandaki tutkular çeşitli ve sınırsızdır.Bir şey ister elde edemezse üzülür ya da elde ederse hemen başka bir şey daha ister.Çoğumuz iki duygu arasında sıkışmış insanlar değil miyiz?, bir yaşadığımız hayat var bir de arzu ettiğimiz,ve bu ikisi arasındaki mesafe ne kadar açılırsa o kadar mutsuz oluyoruz. Sonra bu sıkışmışlığın acısını kendimizden ve çevremizden çıkartıyoruz"Yeraltından notlar" eserinde Dostoyevski'nin yeraltı dünyasını ve bir nevi Dostoyevski'nin kendi evrenini görüyoruz. Eser Dostoyevski'nin Dünya ile iletişim kurma çabasının ürünüdür.Aslında eserde Dostoyevski kendisi ile yüzleşiyor ve bizler eseri onun silueti olarak okuyoruz, onun derdi kendisi ile.
Bir televizyon programında sevgili Ercan Kesal'ın dediği gibi "Dostoyevski okumadan geçip gitmek bu dünyadan, insanın kendi yaşamına haksızlıktır".
Bende yazarla tanışma kitabım