Hep bir öncekine kızdık, çünkü o giderse bize yer açılacağını tahmin ediyorduk. Hep "öteki" ve "beriki" vardı; bunlardan hiç kurtulamadık.
Ezildikçe ezmeyi öğrenirken, sevildikçe sevmenin de öğrenilebileceğini anlayamadık. Halbuki her şey o kadar açıktı, ama aynı zamanda da zordu. Çünkü aşmamız gereken ilk şey, içimizde ki boşluktu.