Kevser işte; uyur, okur, yer, okur, aşık olur, okur, üzülür, okur, sevinir, okur, şarkı söyler, okur, gülümser, okur ve biraz daha yazıp ardından okur.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Öyle bir "Şöyle" oldum ki, öyle bir veda ediyorum ki sana, Ay öyle bir yazmış ki seni... bana sayılır, ben gibi. Aslında ötesi de var, berisi de var.
Sonra gözlerim aralık gibi. Sözlerimse tükenmiş olabilir. Geçmişi dinliyor özlerim, geçmişe hitaben yazıyorum ya zaten. Satırlar kelimelerimi abluka altına almış. Kuşlar var göremediğin,
Günler var geçemediğin,
Sözler var diyemediğin.
Bir de ben varım işte, bir türlü sevemediğin.
Unutmadan, sarı elmalar var bir de. Söyleme, dur! Evet evet, kumlu olanlardan. Kokulu, sarı, benekli -ki bu benekler bana her zaman çilleri andırmıştır- yumuş yumuş elmalar. Böyle kocaman, sulu ve biraz da bayat. Zaten lezzeti o bayatlıkta saklı. Yaşanmışlığa adanan, yaşayamışlığa kadar. Öyle güzel ki... Sanırım canım bir tane elma istiyor. Böyle eskisi gibi; sessiz yiyebileceğim, sensiz olduğumu hatırlatacak eski bir elma.
Evet aklındaki gibi: Sarı olanlardan.
"Allah aşkına ellerini yüzüne tutma. Dünyayı yalnızca bir gün gördüm. Çünkü bana dünyadan murat sensin. Bir daha görecek miyim? Orasını Allah biliyor..."
"...yüreğim ne kadar çarpıyor! Sanki göğsümü yerinden koparıp dışarı fırlayacak... Beynim ne kadar sıkılıyor! Sanki başımı parlayacak da etrafa dağılacak."
Ölüm mü, sanırım yaşadıysan o kadar da korkunç değil.
Bu sebeple diyorum ki yaşamayı başarmış olanın -kesinlikle İvan, yaşamayı tam anlamıyla bir başarı olarak gören bir çocuktu- ölmekten de kaçmasına gerek yoktur. Yaşadıysan, çocuk olduysan, hasta olmayı başarabildiysen, mutluluk yalnızca birilerini değil kendini de ifade ediyorsa tamam, o zaman gideceğimiz yer senin tarafından kazanılmış demektir.
Sevgili, çok sevgili, pek bir en sevgili İvan İlyiç için yaşamak öyle bir prosedürdü ki, yaşamamanın ne olduğunu hiçbir zaman düşünemedi. O yüzden ölüme kucak açamadı, onu reddetti. Annesini reddeden bir çocuk gibi davrandı; sen benim hiç kimsemsin, dedi.
Ölüm ona her şeyi olduğunu gösterdi.
Yalnızken, yalnızı oldu. Herkesken, herkesi olmak için çırpındı ve günün sonunda acıdan ölümü unuturken unuttuğu olmaktan da çekinmedi.
Nitekim ölüm ona ölmeyi değil hiçbir zaman tam anlamıyla başaramamış olduğu yaşamayı öğretmek için var oldu.
Ne kadar herkes de olsa, İvan İlyiç günün sonunda bir kimse olarak hayata veda etti.