KaRaKıZ ŞiRiN

KaRaKıZ ŞiRiN
@Karakizin8
Bu Sayfa Okuma Günlüğümdür.... Okuyunca çok Şirin oluyorsun.... KAHVEM Kitaplarım Ve Ben.... Yeteriz Birbirinize Fazlasına Gerek Yok...️‍️.
kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali
10/10
·163 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 18:38
Tablo gibidir hayat, yaşadığın sürece tamamlanmak için gün sayan. Yaşadığın her saniye bir bir, renk renk işlenir. Sürekli ayağının onu götürdüğü yer, aslında aşık olduğu kendi hayatının tablosudur. Kendini izleyenin bile farkında olmadan ayakları her gün onu hayatına götürür. Yokluk ve varlık insanın başına bela olan iki kavramdır. Derler ya; yokluk bir dert varlık ayrı bir dert... İnsanın en büyük yanlışı ne yaşamak istediğine karar vermeden her şeyi yaşamak istemek. Bir insanı gerçekten sevdikten sonra gözün başkasına kör olur, haber almak, onu görmek istemek bir saniye sesini duymak bile ihtiyaç haline gelir öyle ki bir ömür hayal ederken bir saniyeye bile razıyım dersin. Kaybedince bazı şeyleri farkına varıyorsun yaşamak istediklerinin ve inan herşeyi yaşamak yerine sadece onunla tek bir saniye daha diye çırpınıp durursun. Hasreti, hastalığı, onsuz geçen her günü bir bir işlenir hayatın tablosuna. Yokluğunda kendini başkasına emanet edip geri kalan hayatına geçmişi ile devam etmek ne kadar acı... Sessizlik artık huzur veriyor. Her insanın mutlaka susmak istediği ve herkesi susmaya davet ettiği bir ânı olmuştur. Farkında bile değiliz ama kimi insanın hayat tablosunun yarısı ya susmakla geçmiştir ya da konuşmakla. Gerçekleri öğrenmek şimdi daha kolay; insan gözü kendini ele veriyor. Bakışlar; "beni kurtar" der gibi bakıyor ya da "artık hiçbir şey umrumda değil beni benimle bırak" der gibi... Aşık olduğu o tablo önce beni sev daha sonra beni benimle bırak diyor. Hayat bu neye, kime mahkum eder seni bilemezsin. Her şey insanın elinde ama tek bir şeyi hayat sana sunar ve isteyip istemediğini sormaz: sever misin, sevmez misin? Boşuna beklemeyin belki hayatım gelir de bana bir Kibarlık yapar diye bu soru yalnızca bittikten sonra sana sorulur ve ne yazık ki bittikten
1000Kitap Gerçek Okurlar
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,2bin okunma
Reklam
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
İsminizin anlamı kişiliğinizi etkiler mi? Her zaman insanın ismin anlamının kişilik yapısını etkilediğini söylerler. Yıllardan beri bir şehir efsanesi olmuştur bu. Gerçekten ismin anlamı kişiliği etkiler mi? Ben bu konuda epey düşündüm. Elimde kesin bilimsel bir veri yok ama bu konuyu içeren bir araştırma aklıma geliyor hemen. Bu araştırma Prof.Masaru Emoto’nun 2002 yılında duyurduğu, su kristalleri ile yaptığı çalışma. 14 yıl boyunca laboratuvarda donma anında su kristallerinin resmini çekiyor. Güzel kelimler söylenen kristallerin resmi çok güzel çıkarken küfür ve hakaret içerikli sözcüklere maruz kalan kristallerin resmi bozuk çıkıyor. Buna bağlı olarak bir tencere pirinci lapa haline gelinceye kadar pişiriyorlar. İki ayrı kavanoza koyuyorlar. Isı, ışık, ses, renk gibi faktörlerin aynı olduğu iki ayrı odaya bu kavanozları yerleştiriyorlar. Birinin üzerine “teşekkür ederim” , diğerinin üzerine “aptal” yazıp yapıştırıyorlar. Her gün belirli periyotlarla “teşekkür ederim” kavanozuna güzel sözcükler söylenirken “aptal” yazan kavanoza ise küfür içerikli sözcükler söyleniyor. Bir ay sonra güzel sözcükler söylenen kavanozdaki lapa hala bembeyaz ve mis gibi kokuyor. Aptal sözcüğü yazılan kavanozdaki lapa ise simsiyah, zift gibi ve leş gibi kokuyor. Prof.Emoto: - Suyun bilinci var. Bizi anlıyor diyor. Şimdi saadete gelelim. Çocuğa abuk subuk bir isim verdiniz. Ve ömrü boyunca aynı isimle çağırdınız. Ne olacak bu çocuğun hali? Yahu kavanozdaki lapa sözcüklerden etkileniyor da insan nasıl etkilenmesin? Şimdi olaya bir de bu açıdan bakalım. Diyelim ki çocuğunuza “kaya” adını verdiniz. Yahu başka isim mi yok? Gerçi biz güzel isim versek de onu bozacak lakaplar buluruz. Ve çocuklarımızı severken bile “yaramaz” , “ayarsız” , “aptal” diye seviyoruz. Çocuğun vücudunun % 70’i su.
Sağlık
Bir Demet Tebessüm Bir Tutam SevgiHayrettin Şahin · Alfa Psikoloji Yayınları · 201612 okunma
İnsan ve Toplum, Psikoloji
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2020 14:30
Uzun zamandır böyle sürükleyici ve bilgilendirici bir kitap okumadim icimdeki kitap kurdunu doyurdu ve canlandırdı. Öyle güzel anlatımı var ki insan beyni ve tedavilere ilgisi olmayan insan bile keyifle okur. Anlatım dili çok güzel ve ne olursa olsun insanlarin kazanılması için caba sarf etmek gerektiğini hızlıca yargılamamak gerektiğini öyle güzel anlatıyor ki iyi ki okumuşum...
Sağlık
Dolaptaki İskeletlerTanya Byron · Doğan Kitap · 2016153 okunma
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
Bir vosvos hayranı olarak, kırmızı vosvoslu bu güzel eseri yine her zaman ki Ahmet Batman klasiğiyle çok güzel olmasına dayanamayıp okudum. Kesinlikle muazzam olduğunu yolculuk kitabı olabileceğini söyleyebilirim. Ahmet Batman'ın sevdiğim kitaplarından biridir. Okurken, içinde geçen sözler hep kalbime dokunmuştu. Klişelerden uzak, güzel bir sevgiyi konu alan hoş bir kitap. Bu kitap bana beklemeyi ve sabretmeyi öğretti, yaşanması gerekip de yaşanmayan her şey gün gelip yaşanır o yüzden ümidimizi asla kesmememiz gerekmektedir. Kitaplar en iyi dostlardır. Keyifli okumalar ..
Edebiyat
Bana İkimizi AnlatAhmet Batman · Destek Yayınları · 201410,9bin okunma
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2020 13:54
Hayatın mahalle aralarında aktığı komşuluk ilişkilerinin iyi, konaklarin, bahceli evlerin serinligi olan yıllar Gaz lambasının ışığında içilen nohut kahvesinin ağızda buruk bir tat bıraktığı dönemler. Zamanın yavaş tempoda aktığı, gaz lambasının ışığında oturulan dönemlerde yaşayan Mücella’nın öyküsünü anlatıyor Babasını kaybedince Mücella, annesini babasız kız evlat yetiştirmenin korkusu sarar. Bu korkuyla kısıtlanarak büyütülen Mücella için sınırlar çoktan çizilmiştir. Bahçelerindeki karayemiş ağacından ötesi onun için tehlikeli bir dünya olarak tembihlenmiştir. Hayatı yasamakla seyretmek arasındaki kara yemişin ötesine geçmez. 1920 ve 1970 arası Türkiyesi Aslında bir yaşanmışlık değil yaşanmamışlık öyküsü Konaktan apartmana, evden daireye, bahçeden balkona, topraktan saksıya, cennetten dünyaya gecilmişti işte.Mücella. Bir nevi dönem romanı da diyebiliriz. Eski zamanlarda geçiyor Eskiye özlem duyarsanız, komşuluğu, mahalle yaşantısını özlerseniz eğer, açın Mücellayı ve eski zamanlarda kaybolun.ikindilerinde; nohut kahvesinin ağzında bıraktığı o tat eşliğinde geçip giden bir ömür. Sessiz sakin Mücella’nın ömrü..Bana sorulursa kitap naftalin kokuyor..Şimdi biten hikayenin ardından tek isteğim bir fincan kahve️
Tarih
MücellâNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202112,9bin okunma
Reklam