Bir sessizlik büyüyor içimde,
sanki mezar taşı gibi ağır.
Gözlerimden sızan her damla,
ölmüş bir yıldız kadar soğuk.
Rüyalarım paslanmış aynalar,
kendimi tanıyamam artık.
Bir adım daha atsam,
karanlık bile benden kaçacak.
Sonbahar; yorgundur, solgundur, sessizdir
Çoğu zaman bir vedanın perdesidir
Dallardan düşen her yaprak,
Bir kalbin kırılışını fısıldar usulca
Ne yazın coşkusunu taşır,
Ne kışın sabrını…
Aradadır hep, sanki gitmekle kalmak arasında
Bir durgun nehir gibi akar vakit
Sonbahar; unutulmuştur biraz
Neşesini almış rüzgâr, geriye hüzün bırakmış
Bazen yağmur ağlar onun yerine,
Bazen sis örter utangaç yüzünü
Kırık dallarda bir sitem saklıdır
Ve her serin nefeste bir anı gizli
Sonbahar; ne tam ölür, ne tam yaşar
Ama her defasında içimizi biraz daha üşütür.
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de
ruhum bulunduğunu öğrettin.