Kafanı bazı soruların kurcaladığı günlerde, eline içinde ne olduğunu bilmediğin bir kitap geçiyor. İhtiyacın olan o cevapları tam olarak o kitapta buluyorsun. Mutluluk neydi?
Kitabın incelemesini, şairin kaleminden dökülen bir şiirle yapmak en güzeli olurdu herhalde diyerek hitabı şuraya bırakıyorum.
"Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı
doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik."
Memed, bunca felaketlerin altında bunalmış gibiydi. Boğulacak gibi oluyordu bazı bazı. Yüreği ateş aleve kesmişti. Kendisini bir düşünceye kaptırıyor, bir daha kurtaramıyordu. Neden olursa olsun, bazen kendisinden, insanlardan, arkadaşlarından, her şeyden ürküyordu. Ama içinden geçen hiçbir şeyi, hiç kimseye belli etmiyordu.
"Cihân ârâ cihân içindedir ârâyı bilmezler
O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler" yani
"Güzellik dünyanın içindedir aramayı bilmezler. Balıklar denizin içindedir denizi bilmezler"