Bana göre Jack London'ın en iyi kitabı Demir Ökçe'idi. Meğersem bu cümleyi bu kadar rahatça kurabilmemin sebebi Martin Eden'i okumamış olduğum gerçiğiymiş. Dostoyevski için Karamazov Kardeşler ne ise bence Jack London için de Martin Eden o kesinlikle. Kitabı etkiyelici kılan en önemli unsur ise bir kısmının birebir Jack London'ın kendi hayatı olması, gerçek okması.
Eğitimsiz olan ama asla cahil bir insan olmayan denizci Martin Eden sevdiği kadın için ünlü ve statü sahibi bir yazar olmayı kafasına koyar. Yeteneklidir ve kendisine olan inancı tamdır. Ancak yazar olmak o kadar da kolay bir iş değildir. Herkesle ve her şeyle mücadele etmek zorunda kalır. Açlıkl,a ev sahibi kardeşinin kocasıyla, açlıkla, parasızlıkla... Ee büyük mücadekeyi de kalıplaşmış fikirleri olan dergi editörleriyle verir.36 saat aç kalıp bazı günler posta pulu parası bile olmadığı için yazfığı eserleri dergilere yollayamaz. Çevresindeki hiçkmse ona inanmaz. Sevdiği kadın Ruth da buna dahil.
Martin olabildiğince az harcama yaparak az yiyerek çok çalışarak kendine kitap okuyacak, hikayeler yazacak zaman yaratmaya çalışır. Hatta o kadar ileriye gider ki bu konuda günde dört saat uyumaya başlar sırf daha çok kitap okumaya zaman ayırabilmek için. Düşünsenize çevrenizde kitap okumaya zaman bulamayan onlarca işsiz insanı ve bir çamaşırcıda köle gibi çalışrçırken bile kitap okumaya çalışan Martin'in fekarlığını...
Yazmadan edemiyorum Ruth sen çok sinir bozucu bir karaktersin. Okurken bile saç baş yoldurtacak cinsten. Durmadan düzenli iş bulmalısın Martin deyip bik bik ettin. Halbuki bir insanı en iyi anlayacak kişi onı sevenlerdir. Ama sen bunu yapamadın .Kafanda yarattığın idealize etğin Martin Eden'a aşık oldun.
Birssenden en sevdiğim karakter ve Martin'i anlayan tek kişiydi Bakış açısındaki