K

K

, bir kitap okudu
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
24 saatte okudu
·
2018 4. kitabı
N. H. Kleinbaum
8.8/10 · 33,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·779 syf.··
Beğendi
·
2018 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2018 16:23
Bir Dostoyevski romanın her bitirdiğimde kendimi çok güzel ve özel bir yemekten bir tabak yemiş gibi hissediyorum. Kazanda kalan yemek miktarı her seferinde gittikçe azalıyor ve yemeği yapan aşçı artık aramızda değil. Malzemeleri yani kelimeleri okuyoruz ancak kelimelerin nasıl bir araya getirildiğini, kafasında bu  fikirlerin nasıl  oluştuğunu, sentezlendiğini, ayrı bir evren yaratıldığını hala bilmiyoruz. Hala onun seviyesini geçebilcek bir yazar yok ve bence uzun bir süre de olmayacak. Budala iyi kalpli insanların hasta olarak görüldüğü aslında ise hastalığın ana kaynağının toplumda olduğunu yüzümüze vuran bir kitap. Nasıl ki hastalık ve sağlıkla ilgili parametreleri çoğunluk ortalamalar belirliyorsa iyillik kötülük ve budala ya da saf olmak gibi durumları da toplumun genel kabulleri belirliyor.  Kitabımızın budalası bana göre ise roman tarihinin en saf karateri Prens Mışkin... Bütün gün sanki o romandaki olayları yaşıyor ben de arkasından onu izliyormuş gibi hissettim. Yazar sizi bir nevi kahramanların gölgesi haline getiriyor. Bir kadının resmine bakarak ona aşık olmasını, her şeyin farkında olasına rağmen yine saflığı ve iyi kalpliliğini ön plana çıkardığını gördüm Prens Mışkin'in . Prens Mışkin bize toplum içinde akıllı ve iyi kalpli olmanın hiç de kolay olmadığını gösterdi. Toplum tarafından bir budala olarak algılanması ise onun için bir nevi kalkan oldu. Naatasya Flipovna prense aşık olan ama olmayan kendini ona layık gören ama görmeyen kafa karıştıran ve kafası karışık bir karakter. Kısıacası körkütük aşık olan bir kadın. Bana biraz Gruşenka'yı anımsattı. İki erkek arasında kalması karar verememesi ve ikisinin ürkütücü denebilcek kadar güzel olması... Kitabın başında Prens'in Yepaçinlerin evinde anlattığı Mari'nin hikayesi ayrı bir roman gibiydi. Jes
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Puan vermedi·243 syf.··
2018 1. kitabı
Yazarın ismini genellikle Dostoyevski'nin kitaplarında görüyordum. 28 yaşında hayata erken veda eden yazarlardan biri Lermontov. Ölümünün en trajik yanlarından biri de aynen kitabında geçen düello sahnelerindeki gibi  bir düelloda ölmesi. Bu kadar erken ölmeseydi adını muhtelen Tolstoy Dostoyevski ve Turgenyev ile birlikte anıyor olucaktık. Ancak insanın  hayata erken veda etmesi ölümsüz olmasına ya da iyi işler yapmasına engel değildir. Lermontov'da  ardında Peçorin gibi bir karakter bırakıyor ve aradan yüz yıldan fazla zaman geçmesine rağmen insanlar onun hakında konuşabiliyor. Özünde saf olan iyi karakterlere alışmışsanız  Raskovnikov, Prens Mışkin ya da Alyoşa Karamazov gibi Peçorin karakteri insanda biraz şok etkisi yaratıyor çünkü iyi mi kötü mü asla anlayamıyorsunız.  Benim son kararım kötü olduğu yönünde ancak bu yoruma açık bir konu bence. Kötü bile olsa Peçorin sevdiğim bir karakter oldu. Bir olay karşısında takındığı tavırla kendinizi bir anda onun zekasına hayran olmuş buluyorsunuz. Benim için ilginç olan karakterlerden biri de Werner oldu. Yazarın deyimiyle insan yüreğinin bam tellerini bir cesedin damarlarını inceler gibi incelemiştir  Doktor Werner ama bu bilgilerden yararlanamamıştır. Belki de bunu yapabilse karşımıza Peçorin'den bile daha iyi insanları yönetebilen bir karakter ortaya çıkacaktı. Bu kitabın en sevdiğim yanı  Maksim Makismiç 'den bir yandan Peçorin'in hikayesini dinlerken bir yandan da yolculuk yapıyorsunuz yüksek karlı dağların tepelerinde... Ve anlatılan hayalmiş gibi gelen Peçorin'le karışılaşıyorsunuz. Karşınızda dikiliyor günlüklerini Maksim Makismiç'e bırakıyor ve siz de onun hikayesini öğrenmeye başlıyorsununz. SPOLER!!!!!! Sanırım tek bir kişiye aşık olan roman karaterlerine çok alışmışım. Peçorin'in Bela'yı eskisi gibi
Zamanımızın Bir KahramanıMihail Yuryeviç Lermontov · İletişim Yayınevi · 20235,5bin okunma