Yemin ederim bazı insanların "duygu ve düşünce" paylaşımlarını gördükçe, Darwin’in evrim teorisinin bir yerlerde ağır bir hasar aldığını ya da doğal seçilimin mesaiyi erkenden bıraktığını düşünmemek elde değil. Zihin dedikleri o muazzam mekanizmayı sadece vücut fonksiyonlarını ayakta tutmak için kullanan bu tayfanın, bir de kalkıp toplumun genel zekasına suikast düzenlercesine fikir beyan etmesi tam bir trajedi. Bir konu hakkında fikir sahibi olmak için önce o konunun yanından geçmiş olmak, en azından bir iki cümle okumuş olmak gerekir ama yok; bizimkilerde cehaletin verdiği o sarsılmaz, o muazzam, o dağları deviren özgüven var. Adamın hayatı boyunca kurduğu en karmaşık cümle yemek siparişi vermek üzerineyken, klavye başına geçince bir anda sosyolog, siyaset bilimci ya da kuantum fizikçisi kesilmesi gerçekten takdire şayan bir arsızlık.
İşin daha acı tarafı, bu zihinsel çöplüğü "bakın ben ne kadar derin bir insanım" edasıyla, sanki insanlığa bir lütuf sunuyormuş gibi servis etmeleri. Kardeşim, senin o süzgeçten geçmemiş, mantık hatalarıyla can çekişen, çiğlikten vıcık vıcık olmuş "düşüncelerin" topluma katkı falan sağlamıyor; aksine kolektif IQ seviyesini yerin yedi kat altına çekiyor. Eğer gerçekten bu topluma bir hayrın dokunsun istiyorsan, yapılacak şey çok basit: Düşünmeyi bırak. Evet, yanlış duymadın; o yorgun nöronlarını daha fazla zorlama, bırak zihnin biraz nadasa yatsın. Hiçbir şey söylememek, hiçbir fikir üretmemek ve o sığ dünyanı kendine saklamak, emin ol şu ana kadar yaptığın her şeyden çok daha faydalı bir eylem olur. Bazen sükut sadece altın değildir; senin durumundaki biri için sükut, insanlığa karşı bir özür dileme biçimidir. O yüzden rica ediyorum, o "parlak" fikirlerini kendine sakla da dünya biraz nefes alsın; zira senin düşünmemen, toplum için