Umberto Eco şaheseri.
Salt polisiyeden uzak; okuyucuya ortaçağ avrupası manzarasında bir din adamının yaşantısını, korkularını, duygularını, inanışlarının çeşitliligini, saplantılarını yansıtır.
Güldürünün ve özel mülkiyetin dindeki yeri kitap boyunca farklı bağlamlarda sorgulanır.
Hristiyan dünyasının ikonik temsilcileri; papalık makamı, imparatorluk, tarikatlar nezdinde egemenlik savaşını verirler.
Gerçek bilginin peşinden giderken kimileri bunu gizler ve arayanları hiçliğe sürükler; kimileriyse gerçek ve gerçek olmayanı gözler önüne sererek iradenin seçimini yapmasını ister. Gülün AdıUmberto Eco
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 201615,9bin okunma
Bir ramazan günü bu kitabı okumuştum. Fiziksel ve duygusal açlığı kitaptaki karakter gibi hissettiğim bir zamanlamaydı. :) Norveç ilgim sayesinde bu yazarı tanıdım. Biraz iskandinavya havası koklamak isteyenlere öneririm.
Yazarın yaşadıklarını yüceltmenin ya da yermenin bir anlamı yok. Hayatta herkese sunulan şartlar aynı değildir. Yine de, yaşamımızın belli bir evresinden sonra bağımsızlığımızı kazandigimizda kimliğimizi oluşturmak ve kendimizi kime ya da neye emanet edecegimiz bizim seçimimizdir. Seçimler uzerine dusunmek icin iyi bir metin.
Yazarın kalemi oldukça güçlü, ve yazılanı yaşatıyor bu kalemden mahdum kaldığımız için üzgünüm.
Kim olacağınıza, seçimlerinize, ne hissedeceğinize, neyi duyumsayacaginiza karar verenin kendiniz olmaması durumunda neler olur? Tüm bunları bir çocuk bedeninde taşımak kolay midir?
Insanın kontrol mekanizmasi duygularının altinda yatar. Toplumları kontrol etmek bazı duyguların körüklemesi ve bazılarının da törpülemesi ile mümkün olur. Geriye kalan nüanslardan ibarettir.
Toplum hafızası ise devletin istediği yönde güncellenen ve değişime açık bir mekanizma. Toplumda geçmişe ve kendine ait izler arayan bir adamın dramasıdır bu kitap.
Savaş ve barış kapitalin işlemesi için birbirine muhtaçtır ve aslinda birbirinin aynısıdır. Yaşam tüketim nezdinde devlet içindir. Öldüren ve ölen de devletin yükselişi içindir.