Oysa herkes öldürür sevdiğini
Kulak verin bu dediklerime
Kimi bir bakışıyla yapar bunu
Kimi dalkavukça sözlerle
Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimi yaşlı iken
Şehvetli ellerle boğar kimi
Kimi altından ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur
Meğer kendisine 46 yaşında ihtiyarlamış gözüyle bakılan Selahattin bey bu evi ne kadar çok dolduruyormuş. Dört odalı ahşap bina sanki birden boşalıvermişti. Gelininin yanından hâlâ dönmeyen ve döneceğe de benzemeyen Rumelili hizmetçi de olmadığı için, üç kişiden ibaret kalan bu aile sanki bir odanın ancak bir köşesini işgal ediyor ve diğer taraflar bomboş, hayır, ölünün hayali ile dolu olarak duruyordu.
Babamın ışığının yanında durmuştum. Aietes'i kollarımda tutmuştum, yatağım ölümsüz ellerin dokunduğu kalın, yün battaniyelerle doluydu. Ama o âna kadar hiç ısınmamıştım bence.