Özge keskin

Özge keskin
@Kekikk
Sıfır Noktası
Puan vermedi·112 syf.··
2026 6. kitabı
1944 yılında Amerika’da 20 yeni doğmuş bebek sadece fizyolojik ihtiyaçlarının karşılandığı bir deneye tabi tutuldular. 4 ay sonunda bebeklerin yarıdan fazlası ölmüştü. Duygusa ihtiyaçları karşılanmayan bebeğin fiziksel ihtiyaçları eksiksiz karşılandığı halde ölme ihtimali yüzde yüze yakınmış. Bunu Sıfır Noktasındaki Kadına şöyle bağlıyorum; Firdevs hiç sevgi görmediği, kardeşlerinin civcivler gibi öldüğü bir evde hayatta kalma ve özgürleşme mücadelesi veriyor. İnsan muamelesi görmeden ırgat gibi davranılarak büyütülüyor. Hatta bir noktada birini sevip sevmediğini bile anlayamıyor. Bildiği tek bir sevgiye benzetiyor hepsini ve hepsinden bahsederken aynı sözcükleri kullanıyor. Bunun üstüne bir de o coğrafyada kadın olmak eklenince maalesef okulda çok başarılı bir öğrenci olması bile yetmiyor. Anne babası hayata gözlerini yumunca firdevs bir başına kalıyor. Küçüklüğünden beri onu tanıyan amcası yanına alıyor ama burada hayatının aslında daha da kötü günler başlıyor. Hoş babası yaşasa da pek farklı olmayacaktı bana göre. Bir kadının mücadelesini okuyoruz. Toplumun ikiyüzlülüğüyle başa çıkmak ne kadar zor ve onu yaşamın her alanında tanıdığı insanlarda görmek, onun farkında olanlar için ne kadar yorucu. Kişi kendinde eksik gördüğü bazı özellikleri dış dünyaya sürekli vurgulayarak bu açığı kapatmaya çalışır. Bir söz var “ kim en çok namustan bahsediyorsa en namussuz odur” diye. Sanki bu kitap için söylenmiş gibi…
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hiç farklı bir hayatta yaşamış olmayı dilediniz mi ?
Puan vermedi·282 syf.··
2023 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2023 14:30
Yaşadığım bu zaman boyunca, özellikle de lise yıllarımdan sonra aklımda zaman zaman beliren bir düşünce oldu. Farklı bir ülkede doğmuş olsaydım, daha çok imkana sahip olsaydım, ailem daha bilinçli olsaydı ve küçüklüğümden itibaren beni yeni bir müzik aleti çalmaya, bale yapmaya veya nice farklı şeylere yönlendirmiş olsaydı şimdi nasıl bir hayatım olurdu ? Bu tarz düşüncelerin çoğumuzun zihnini zaman zaman meşgul ettiğine eminim. Özellikle de duygusal çöküntüler yaşadığımız zamanlarda. İnstagram’da o hep mutlu yaşamları, bitmek bilmeyen gardrop dolusu kıyafete sahip kadınları, çok güzel ciltleri gördükçe insan özenmeden edemiyor. Kendime daha iyi baksam, sağlıklı beslensem, her gün spor yapsam ve şu insanın fiziğine ulaşsam şeklinde hedeflerimiz çoğunlukla anlık oluyor ve devamı gelmiyor. Fakat yine gördüğümüzde yine istemeye devam ediyoruz. Peki ya bu hayatları deneyimleyebilseydik ? Ya çok ünlü olduğunuz, insanların size saygı duyduğu bir hayatınız olsaydı o zaman her şeyden memnun olabilecek miydiniz ? Peki şuan böyle bir hayat için neden çabalamıyorsunuz ? Sağlıklı bir cilt istiyorsunuz, sağlıklı bir vücut veya merdiven çıkarken nefes nefese kalmamak. Peki neden beslenme şeklinizi değiştirmiyorsunuz ? Bu soruların birçok gerekçesi olabilir. O zaman kendimizi olduğumuz gibi kabullenelim ya da en iyi versiyonumuza ulaşmak için elimizden gelenin en iyisini yapalım. İstemiyorsak da yapmayalım. Sadece bir tane yaşamımız var ve mutluluğun mükemmellikten gelmediğini kabullenelim. İnsan olarak pek çok üzüntümüz ve sevincimiz olacak. Hayat bize ne getiriyorsa onu kucaklayalım. Bu kitap hayatımı değiştirdi diyemiyorum, en iyi roman seçilmiş hak etti mi bilemiyorum ama bana farkındalık kazandırdığını söyleyebilirim. En azından hayatımdan şikayet ettiğim zamanlarda
Edebiyat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
Cadının Yüreği
7/10
·336 syf.··
2023 3. kitabı
Kirke’den sonra merak edip aldığım bir kitap oldu Cadı’nın Yüreği. Açıkçası aynı tadı alamamama rağmen kitaba bir şans vermek istedim ve iyi ki de vermişim. Aşkı, arkadaşlığı, ihaneti ve nefreti ile cadımız Angraboda bu kitabın baş karakteri olarak yer alıyor tüm örgünün içerisinde. Yanında da iskandinav mitolojisinin önemli karakterlerini görüyoruz. Tabi en yakınında Loki ve Skadi’yi bol bol tanıyoruz. Gelişen olaylar neticesinde bir görü yükseliyor cadının yüreğinde. Başta dikkate almasa da büyük savaş kaçınılmaz. Ragnarök yaklaşıyor beraberinde birçok yıkımı sürükleyerek. Bu felaketten kurtulanlar kimler olacak? Ölüler ve dirlerin birbirine karıştığı büyük savaştan…
Mitoloji - Fantastik
Cadının YüreğiGenevieve Gornichec · İthaki Yayınları · 20223,143 okunma
Adem ile Havva'nın Güncesi
Puan vermedi·184 syf.··
2022 6. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2022 11:42
İnsan paylaşma ihtiyacı ile oluşmuş bir varlıktır. Düşüncelerimizi, duygularımızı, anlarımızı paylaşmak, aynı zamanda başkalarından da haberdar olmak isteriz. Sırf bu yüzden bile Adem'in cennette yalnız kalması olanaksızdı. Fakat yanındaki kadını da bir insan gibi görmesi zaman aldı. Başlangıçta Havva onun için bir hayvan gibiydi. Çok fazla konuşan, her şeye burnunu sokan bir hayvan. Havva'nın gözünde ise kendisi ve Adem bir deneyin ürünü. Bu iki cahil canlı için geçmişten kalan hiçbir bilgi yoktu. Tarihten ders almaları olanaksız, henüz bir ahlak kitabı onlar için yazılmamış, bir müziğin hissi vücutlarında yer etmemiş. Kısacası onlar için sadece insanın merak duygusu, içgüdüsel davranışları kalmış. Merak dediğimiz kavram hepimizin içinde aynı düzeyde yer etmez. Onlar için de böyleydi. Havva bu duyguya yenik düşmek konusunda daha savunmasızdı. Sonuçta o elmayı koparan da o oldu. Bunun için Havva'yı suçlamak bir çocuğu merak edip şeker paketini açıp şekeri yediği için suçlamak ile aynı şey olur. Sırf bu yüzden bir çocuğa bilmediği, tatmadığı bir dünyaya sürgün etmek nasıl olurdu? Sanırım bu da ancak başka bir çocuğun yapabileceği bir şey olacaktır. Bu kitabın asıl sorgu konusu da işte bu : "Canavarlardan korktuğumuz halde neden canavarlaştırdığımız bir varlığı tanrı yerine koyuyoruz?" Ben okurken çok zevk aldım. Herkese keyifli okumalar dilerim.
İnsan ve Duygular
Âdem ile Havva'nın GüncesiMark Twain · İthaki Yayınları · 20237,1bin okunma
Ben, Kirke
8/10
·408 syf.··
2022 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2022 14:49
Mitoloji benim için Madeline Miller ile tanışana kadar bir sürü karakterle dolu, karmaşık hikayelerden oluşan bir türdü. Bu kitap ile yolculuğum boyunca birçok ölümlünün, titanın, Olimposlu tanrının, canavarın dünyasını anahtar deliğinden izliyor gibiydim. Kirke ile birlikte Helios tarafından yakıldım, kendi yaralarımı sarmak için ormanda ilerledim. Sarı çiçekleri toplarken yanındaydım ve Skylla'ya duyduğu kıskançlığı içimde hissettim. Glaukos'u birlikte sevdik, sonrasında sevgimizi birlikte gömdük. Sürgün yıllarını birlikte geçirdik, otları birlikte topladık ve taze kokularını birlikte aldık. Gemiciler adaya geldiğinde şarabı içtikten sonra vücutları parçalanırken ben de oradaydım. Kemiklerin çatırtısını hâlâ duyabiliyorum. Daidolos'un hediyesi olan dokuma tezgahında hikayenin yünleri ilmek ilmek bana da işlendi ve daha nicesi. Benim için okunmaya değer bir kitaptı ve mitoloji konusunda bazı ön yargılarımı kırmamı sağladı.
Mitoloji - Fantastik
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,4bin okunma