Nisa

Nisa
@Kendimekalanlar
İçimde kalanları aktarıyorum
Avukat
Yüksek Lisans
11 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Bir Köle Kızdan İmparatorluğun En Güçlü Kadınına…
9/10
·235 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 02:54
Osmanlı sarayında pek çok kuralın Hürrem Sultan döneminde kırıldığı söylenir; bu kitabı okuduktan sonra bunun abartı olmadığını düşünmeye başladım. Oleksandra Şutko’nun Hürrem Sultan kitabı, Hürrem Sultan’ın hayatını tarihî belgeler ve mektuplar üzerinden anlatan oldukça akıcı bir biyografi çalışması. Akademik bir tarih kitabı gibi ağır ilerlemiyor; aksine okunması kolay ve merak uyandıran bir anlatımı var. Özellikle mektuplar ve tarihî belgeler üzerinden ilerlemesi, Hürrem Sultan hakkında anlatılan efsanelerin ötesine geçip daha somut bir portre görmemizi sağlıyor. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri Hürrem Sultan’ın Osmanlı saray düzeninde yarattığı kırılmalar oldu. Osmanlı’da padişahların cariyeleriyle nikâh kıyması uzun zamandır terk edilmiş bir gelenekti. Ancak Hürrem Sultan, Yıldırım Bayezid döneminden sonra padişahla nikâhlanan ilk kadın oluyor. Bu başlı başına büyük bir dönüşüm. Aynı şekilde harem düzeninde de önemli bir değişiklik yaşanıyor. Daha önce Eski Saray’da bulunan harem, Hürrem Sultan döneminde Topkapı Sarayı’na taşınıyor. Bunun Hürrem Sultan’ın saraydaki konumuyla doğrudan bağlantılı olduğunu düşünmemek zor. Şehzadelerle ilgili geleneklerde de benzer bir durum var. Normalde bir cariye erkek çocuk doğurduğunda şehzadesiyle birlikte Eski Saray’a gider ve şehzade sancağa çıkana kadar orada yaşardı. Ancak Hürrem Sultan ardı ardına şehzadeler doğurmasına rağmen ne Eski Saray’a gönderilmiş ne de oğullarıyla birlikte sancağa gitmiştir. Buna karşılık Kanuni’nin ilk gözdesi Mahidevran Sultan, oğlu Mustafa ile birlikte sancağa gitmiştir. Bu durum Hürrem Sultan’ın saray içindeki ayrıcalıklı konumunu açıkça gösteriyor. Açıkçası benim yorumum, Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’ı yanından ayırmak istememiş olması. Kitapta dikkatimi çeken bir
Tarih
Hürrem SultanOleksandra Şutko · Kitap Yayınevi · 047 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Nisa

, bir kitap okudu
9/10
·235 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 02:54
·
2026 6. kitabı
Oleksandra Şutko
8.5/10 · 47 okunma
El Kızı – Öznesiz Bir Hayatın Trajedisi
8/10
·400 syf.··
2026 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 01:56
Bu benim ilk Orhan Kemal kitabımdı ve ilk fark ettiğim şey şu oldu: Orhan Kemal ne tamamen “anlatan” ne de tamamen “gösteren” bir yazar. İkisinin arasında duruyor. Karakterleri sahneye bırakıyor ama zaman zaman kendi sesini de duyuruyor. Özellikle toplumsal meselelerde yazarın bakışını hissediyorsunuz. Yani tamamen geri çekilmiş bir anlatıcı yok; ama karakterlerin dünyası da güçlü biçimde kurulmuş. Dil çok sade. Fakat bu sıradan bir sadelik değil, bilinçli bir sadelik. Cümleler zorlamıyor, akıyor. Metin edebi görünmeye çalışmıyor; doğal bir anlatım kuruyor. Yer yer duygusal sahnelerde yoğunluk artıyor ama bu yapay bir dramatizasyon değil. Daha çok anlatılan hayatın doğasından gelen bir sertlik gibi. Karakterler idealize edilmemiş. İyi–kötü ayrımı keskin değil ama tamamen gri de değil. İnsanların geçmişleri ve yaşadıkları onları şekillendiriyor. Özellikle Hacer karakterinde bu çok net hissediliyor. Hacer yalnızca “kötü kaynana” değil; yoksulluk, aşağılanma ve yükselme hırsının şekillendirdiği bir karakter. Onun zalimliği bir boşlukta doğmuyor; geçmişinin izlerini taşıyor. Romanın merkezinde ise Nazan var. “El kızı” kavramı roman boyunca çok somut bir biçimde işleniyor: Aileye sonradan gelen, hiçbir zaman tam kabul edilmeyen, sürekli dışarıda tutulan kadın. Nazan’a üzülmemek mümkün değil; fakat onunla güçlü bir bağ kurabildiğimi de söyleyemem. Kırılgan, bastırılmış ve hayatı boyunca kendi kararlarını vermeyi öğrenmemiş bir karakter. Roman boyunca herkes değişiyor, savruluyor veya manevra yapıyor; ama Nazan neredeyse hiç değişmiyor. Bu da onun trajedisini büyüten şeylerden biri. Nazan aslında değişmiyor değil; hayatı boyunca sürekli değişen koşulların içinde savruluyor. Ancak değişen şey hayatının yönü, mekânı ve içinde bulunduğu durumlar oluyor; hayata karşı tutumu
Edebiyat
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
“Hayat gerçekten de akıp giden bir su. Bizler de o suyun içinde, suyun istediği tarafa gitmeye mecbur odun parçaları.”
Sayfa 354·Kitabı okudu
Alıntı