Savaşın, ölümün, açlığın ortasında ayakta kalmaya çalışan bir aşk hikayesi. Ama bu hikayeye aşk hikayesi olarak bakmak büyük haksızlık olur.
Biz tarih kitaplarında savaşta cephede yaşananları okuruz genelde. Ama bence savaşın asıl acı tarafı halkın içinde yaşanıyor.
Bir yanda sağa sola düşen bombalar, bir yanda karne ile alınan yiyecekler, bir yanda soğuk… Ama bunca sıkıntıya rağmen Tatyana’yı ayakta tutan bir şey var; Alexander. Henüz 17 yaşındaki bir kızın aşkı…
Ah Tatyana, seni alıp koruyup kollamak istiyorum. Küçücük yaşında yaşamak zorunda oldukların, omuzlarına yüklenen sorumlulukla, ne yaparsan yap hiç kimseye yetmemesi…
Bir savaş nasılda kocaman bir aileyi yok ediyor, nasıl koca bir şehri yok ediyor o kadar acı bir şekilde anlatılmışki. Gözleriniz dolmadan okuyamıyorsunuz… ikinci kitabı okumayı iple çekiyorum.