Matt, boynundan bandanasını çözüp Beyaz Diş’in boynuna bağlamak üzereydi. Scott, onun elini tuttu.
“Elveda sevgili dostum Matt. Kurt meselesini de... Merak etme, artık bana mektup yazmana gerek kalmadı. Düşündüm de artık ben...”
"Dur şimdi! ” diye patladı köpek sürücüsü. “Düşündüğün şey... "
Tam olarak onu düşünüyorum. Bandanan sende kalsın. Beyaz Diş hakkında sana yazacak olan, benim artık.”
Sayfa 218 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ve Buck, acımasızdı. Sopanın ve dişin yasasını gayet iyi öğrenmişti. Yakaladığı üstünlükten asla vazgeçmez ve bir düşmanını sonu ölüm olan yolculuğa çıkartmışsa işini asla yarım bırakmazdı. Spitz’den ve polis teşkilatıyla posta idaresinin en kavgacı köpeklerinden dersini almıştı; orta yolun olmadığını biliyordu. Ya o efendi olacaktı ya da birileri onun efendisi... Acımak, merhamet etmek, zayıflıktı. Vahşi hayatta merhamet diye bir şey yoktu. Merhamet, korku sanılırdı ve bu yanlış anlama, ölüm getirirdi. Ya sen öldürürsün ya da seni öldürürler, ya sen yersin ya da seni yerler; yasa buydu ve zamanın derinliklerinden gelen bu buyruğa uydu Buck.
Sayfa 77 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
''Gönül, kader adında
Bir tuzağa atılmış.
Gönül birçok duygudan
Ve oddan yaratılmış
Yasa neymiş, anlamaz;
Tasa çeker, inlemez,
Gönül ferman dinlemez,
Çünkü aşka satılmış.
Gönül için acı ne?
Her söz gider gücüne.
Gönüllerin içine
Biraz ağu katılmış...''