Kerim erol

Kerim erol
@Kerim1105
Psikolojik danışman
Sinop
Sinop, 18 Aralık
107 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Elveda Gülsarı
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2020 16:46
Kitaplar çok etkileyici varlıklar değil mi? İnsanın hayal dünyasından doğan ancak yine o hayal dünyasında var olabilen imgelemler bütününün sizin bir parçanız olmabilmesi. Benim bütünlüğüme eklenen son kitap da Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'dan "Elveda Gülsarı" oldu. Yazarla buluştuğum ilk kitap oldu ve aslına bakarsanız. Kitabı alırken büyük bir beklenti içerisinde değildim fakat kitap, üslubu itibariyle oldukça akıcı, bunun yanı sıra anlatacak olduğunu ve anlatması gerekenleri yazıya oldukça iyi aktarıldığı muhakkak ki bende iz bırakan kitaplardan biri olmayı başardı. Bu sefer baştan söyleyeyim okuyun. Pişman olmazsınız. Cengiz Aytmatov, Kırgızların folklorunu, yöresini, töresini, Kırgızların doğasını, aşkını canlılıkla aktarmış bu kitaba. Flash-backlerle geçen kitabın yapısı bir insanın ve atın dünyasının aktarımını da içeriyor. Burada benim için ilginç olan nokta bir hayvanın duygularını, hislerini, düşüncelerini onun dilinden aktarılmasıydı. Çünkü ilk defa bir gerçekliğin içinde geçen bir kurguda insan dışı bir varlığın muhayyilesini tanıdım. Kitaba bakacak olursak, artık iyice yaşlanmış olan Tanabay'ın bir yolculuk esnasında evine dönerken eskiden bir yılkı sürüsüne bakarken eyerleyip bindiği taypalama yorga olan Gülsarı'nın son saatlerine şahitlik ederken geçmişinde yaşadığı olayları düşünmesi ve o olaylarda gülsarı ile olan hikayesinden öte kendi yaşamını sorguladığını görüyoruz. Bu yaşına kadar çetin şartlarda hayat mücadelesi veren bir insanın kefelerini tarttığını görüyoruz. İşte o üç beş saatlik zamanında pek çok eleştiri göze çarpıyor. Hem kişisel eleştirisini benliğini sorgulayarak hem de toplumsal yergiyi Kırgızistan'ın toplumsal olayları üstünden aktaran yazarın kitabını bir toplumsal gerçeklik olarak ele alabiliriz.
Edebiyat
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202321,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Entelektüel Ölüm
8/10
·83 syf.··
2020 24. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2020 16:43
Satranç, hepimizn bildiği üzere 64 adet kareden oluşan, belli başlı taşların belli özelliklere göre hareket ettiği bir strateji oyunudur. Gerçekten de salt böyle bir strateji oyunu olmaktan öte bir insanın tinsel varlığına işleyen, onu bulunduğu hiçlikten kurtarıp, bilincinin ikiye bölünmesine nasıl sebep olabilir? İşte Zweig'ın oldukça başarılı bir şekilde eserlerine yansıttığı psikolojik birikiminin bir yansımasını daha gördüğümüz bu kısacık öykü, çokça sayfaları olan kitapların anlatmaya çalıştığını, Zweıg Santraç'ın bir kısmında içsel süreç devinimini, psikolojik gelgitleri, hiçlik duygusunun insanın içine işlediğinde, dahası sosyal olarak izole olduğunda ki duygu durmunu oldukça iyi yansıttığı bir öyküydü. Goethe'nin klasik öykü kuramına bağlı kalarak ele aldığı bu kitapın başarılı bir yapıt olduğu kanısındayım. Buenos Aires'den New York'a hareket eden bir gemide geçen kurguyu isimsiz anlatıcımız aracılığıyla okuyoruz. Bu gemide dünyanın en önemli satranç oyuncusu olan Mirko Czentoviç de bulunmaktadır. Bu dünya şampiyonun treyt özelliği ise, bu kadar başarılı olmasına rağmen iki satırı imla hatası yapmadan yazamayacak biri olmasıdır. Herkese üstten sanki diğerleri ezikmişçesine bakan, kimseyle konuşmayan, sadece kazanacağı paraya bakan ve bu parayı kazanmak için en müşkülpesent yerlerde dahi satranç partilerinde oyanyan biridir. Ben kitabın Mirko üzerinden ilerleyeceğine daha ilk sayfadan o kadar emindim ki sonradan sadece kurgunun içinde bir araç görevi gören Mirko karakterinin farklı yapısı benim için Dr. B karakterinin kurguya dahil olmasıyla tüm ilgisini kaybetti. İşte asıl psikolojik altyapının dr. B'nin üstünden yazıya aktarıldığı nokta bu kısacık öykünün en güzel, en heyecanlı yeriydi. Dr. B Viyana'lı bir avukattır ve saray eşrafının en önemli
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
Koşulsuz acı içinde anlam barındırır
Puan vermedi·170 syf.··
2020 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 03:05
Avusturya'lı piskyatr Viktor Frankl'ın ekseriyetle en bilinen kitabı "insanın anlam arayışı" tüm dünyada ses getirmeyi başarmış bir kitaptır. Psikolojik altyapı gerektirien bir kitap mı sorusuna ise yanıtım hem evet gerekli (özellikle ikinci kısım için), hem de varoluşçu terapiye dayanan logoterapi doğası gereği kalıplardan sıyrıldığı için bazı yerler zorlayıcı olabilmekle beraber, zorluk çekilmeden okunabilecek bir kitap. Dikkat zorluk çekilmeden okunması, hızlı olunacağı anlamına gelmiyor, bende oldukça ağır bir tempoda ilerledi kitap, zira 6 günde bitirdim. İkinci dünya savaşı sırasında insanlığın en büyük trajedisinin yanı sıra onların Tanrı'nın insanları olduğuna inanmadığım Almanya'nın izlediği faşist politikanın sonucu olan Holokost yaşantıları sırf Yahudi olduklarından dolayı genç yaşlı, çoluk çocuk, kadın dinlemeden milyonlarca insan yuvalarından, yurtlarından sürülüp insanlık dışı bir muamelelere maruz kaldıkları toplama kampındaki hayatlarını ifade eder. Ancak bazıları da öyle ki toplama kampına giremeyecek kadar şanssızlardır onların gideceği tek yer bir parça sabun verilerek sokuldakları gaz odalarıdır. Bazılarını ise bazen ölü bazen canlı fırınlara yani krametoryumların ateşine atarlar. Auschwitz de Polonya'da bulunun en büyük toplama kampıdır işte Viktor Frankl da ilk olarak Auschwitz toplama kampında sonraları başka kamplara gönderilen bir mahkumdur ve oradan kurtulan şanslı insanlardan biridir. Ancak kendisinin de dediği gibi "en iyilerimiz dönemedi." Kitap üç bölümde oluşuyor ilk bölümde kendi kamp yaşantılarını anlatıyor. İkinci kısımda ise kendi teorisi olan logoterapi kuramının genel ilkelerinden bahsetmiş. Son kısımda ise iyimserlik tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Kamp yaşantılarına ilişkin kısımda, getirildikleri
1000Kitap
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 14:31
Marquez'den okuduğum üçüncü kitap. Hayatında parasını vermeden hiçbir zaman sevişmemiş olan bir gazetecinin doksanıncı yaş gününde genelev patroniçesi Rosa Cabarcas'ı arayarak kendisine bulmasını istediği bakire bir kıza aşık olmasını konu ediniyor. Kitabın beni rahatsız ettiği kısım kızın sadece 14 yaşında olmasıydı. Bunun yanında ismini bilmediğimiz anlatıcının yaşlılığına ilişkin hayatındaki dinamikleri ve aslında psikolojide karşıt tepki geliştirme dediğimiz savunma mekanizmasıyla hayatını sürdürmüş olduğunu anlıyoruz. Aşkı bulduğu yeniyetme bir kız, ve sonrasında yeniyetmeninde ona aşık olduğunu öğrendiğimiz yaşlı bir adam. Aslında bu noktaya baktığımda da bunun sembiyotik bir ilişki olduğunu görüyorum. Bu aşk değildi iki insanın tutunacak dallarının kopmasıyla inşa edilen sentetik bir bağdı. Kitap haliyle cinsel içerikli öğeler içermekte. Yaşı küçük olanlarla önermem fakat yetişkin olup merak edenler okuyabilirler. Ancak bir yüzyıllık yalnızlık kadar etkili ve sürükleyici değildi ki sadece 94 sayfa.
1000Kitap
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201925bin okunma
Tamamen iki farklı insan: Kürk Mantolu Madonna ve Raif Efendi
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2020 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2020 13:48
Öyle bir kitap düşünün ki, okurken edebi niteliğiyle sizi etkisinde bırakırken bir yandan da bir geç kalınmışlık peyda etsin, daha önce bu satırlarla buluşamamanın eksikliğini hissederken erteleme davranışının çok doğru planlanması gerektiğini göstersin. Türk edebiyatının en önemli ustalarından biri olan Sabahattin Ali'nin kalemiyle ilk defa olarak buluştuğum bir kitaptı Kürk mantolu Madonna, ancak içimizdeki şeytan, yeni dünya, sırça köşk, Kuyucaklı Yusuf gibi önemli eserlerini yazarın muhayyliesini daha iyi anlamak, naifliğiyle birleştirdiği yetkin kalemiyle tekrar buluşmak için en kısa zamanda okuyacağım. Eser, bir bankadaki işinden henüz çıkartılmış olan birinin tanışıklığı olan bir adam sayesinde çalışmaya başladığı işyerinde çalıştığı odayı, önemli evrakları Türkçe'ye tercüme eden romanın iki önemli kahramanından biri olan mütercim Raif Efendi ile paylaşır. Bu adamda bir hususilik fark eder. Onunla konuşmaya çalışsa da, pek bir yakınlık bulamaz ki Raif Efendi'nin eşi, çocukları dahil olmak üzere böyle bir tutumu vardır. Tek başına bir insandır, olması gerekenden bir hayli az konuşur, neredeyse herhangi bir eylem göstermemesine rağmen büyük bir çığlık Raif Efendi'nin kalbinde gömülüdür ve o çığlığı hiçbir zaman kitabımızın anlatıcısı hariç kimse duyamayacaktır. Raif Efendi'ye kim ne derse desin, hatta kendinden yaşça küçük olanlar dahi azarlayıp bağırıp çağırabiliyor, herkes onu alaya alıyor, sanki onu tabii olarak yok sayıyor işin garibi sanki öyle olması gerekiyormuş gibisinden acısı onu lüzumsuz bir mahluk gibi görüyorlardır. Ne yazıktır daha sonradan okuyacağımız gibi kendi dahi kendini lüzumsuz olarak tabir etmektedir. Şöyle bir durum var ki; bir insan hayatını kendisine güvenilmeyen ve kimseye güvenmeyen biri olarak geçirmişse, yalınız biri
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Akçağ Basım Yayım Pazarlama · 2019376bin okunma