Diyelim ki adamın son derece sadık bir karısı var. Ama yalancı kimseleri onu karısının sadakatsizliğine ikna etsinler. Bu durumda adam cehennem azabı içinde yaşamaz mı? Gördüğünüz gibi bizim mutluluğumuzu ya da mutsuzluğumuzu belirleyen hakikat değildir. Bizler tasavvur eder,kanaat sahibi olur sonucunda da mutluluğa ya da mutsuzluğa erişiriz.
Hayır,sadece ben emin olayım ve en azından ben inanayım yeter. çünkü diğerlerinin inanıp inanmamasının benim için hiçbir önemi yok -sadece henüz kendimi tanımadan yarın ölmekten korkuyorum-.