Saltanat kaldırılmasaydı eğer, bence bir süre devam eder ve bütün kurumlar gibi dejenere olurdu. Tehdit olarak görüldüğünüde tam belgeli olarak bilemeyiz ama bir tehdit ihtimali vardı. Cumhuriyet’e karşı memnuniyetsiz gruplar vardı ve monarşiyi kullanmalarından korkuldu. Bu ne kadar muhtemeldi, bilinmez ama bir rahatsızlık yarattı.
Mesela son halife Abdülmecid Efendi dahi, padişahmış gibi ilginç ve gereksiz davranışlar içindeydi. Lüzumsuz abartılı Cuma selamlık alayları tertipledi, bir selamlıkta Fatih Sultan Mehmed kılığında at üstündeydi ve çok tepki çekti. Şunu söyleyelim, bu deli davranışı değil; hükümdarlar bu kılığa girerler Rusya’da II. Nikola ve Çariçe, 15.46. asır kılığında taç töreni yaptılar. Franz Joseph ve Elizabeth Macar krallarının kılığında Macar tacı giydiler. Son İran şehinşahı dahi 1971 başında 2500. yıl törenlerinde Şahbanu Farah ile birlikte tacı ve kıyafetiyle birlikte âdeta stilize bir Sasani hükümdar çifti rolündeydiler ama onlar hükümdardı.
İstanbul ve Ankara’da ise gayr-ı memnun zümrelerin bu gibi hareketler ve gösteriler etrafında toplanmasından ciddi olarak korkuldu. Sırf o değil, böyle iddiaları ileri sürmeyecek kadar makul olan üyeler de dâhil, hanedana mensub herkes sürüldü. Tabii bu sadece bizde olan bir şey değildir, dünyada da böyle olmuştur.
Hanedanlar sürülmüş, hatta Rusya’da katledilmiştir. Bizde de yeni rejim istisnasız kan bağı olan bütün hanedan üyelerini sürgüne gönderdi. Kan bağı olmayan aile üyeleri (yani şehzadeler, sultan eşleri ve sultan hanımların çocukları) bir istisna olabilirdi fakat bu durumdakilerden kendileri sürgün kafilesine katılanlar ekseriyetteydi.