Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
Türkiye adının seçilmesi
Türkiye Adının Seçilmesi 1920’de “Türkiye”de karar kılındı. Çünkü Türkiye ismi hep yaşıyordu. Yani bizim adımıza “Ottoman” denmesi çok resmî platformdadır ve 19. yüzyıla has bir kullanımdır. Kimliğe her zaman “Türk” denmiştir. “Ottoman” eski devirlerde genişçe kullanılmaz. “Turc” her dönem geçerli bir kimlikti. Her zaman Türk denmiştir. Devletin, Selçuklu Türkiyesi’nin adını, hep tekrarlarız, 12., 13. asırlarda İtalyanlar koydu (Turchia veya Turcmenia gibi). Fakat Türk ismi sürer gider. Gelibolu Cephesi’ni, Kafkas Cephesi’ni, Süveyş’i, Kut’ül Amare’yi ve Galiçya’yı yaşayan nesle kimse Türklükten başka bir kimliği kabul ettiremez. “Ottoman” diye' bir kimlik kabul etmezler. Bu kumandanlar Harb Okulu eğitimi almış, yabancı dil biliyorlar, o dünyayı tanıyorlar, atâşemiliterler her devletten meslekdaşları ile görüşüyorlar. Herkesin ne kadar milliyetçi olduğunu görüyorlar. Milliyetçilik dışarıda öğrenilir, içeride öğrenilmez. Türkiye’de çeşitli etnisiteler, bilhassa Müslümanlığın şemsiyesi altında kendini Türk diye onaya koyar. Türkiye’nin Türklüğü budur, 1924 Anayasası’nın Türklüğü budur. Anlaşılan Türkiye tabiri, 1920 Meclisi’ndeki Türklük anlamı da odur. Çünkü artık İslam devletleri ve milletleri imparatorluktan kopmuştur, Arabistan’ın dönmeyeceği bellidir, Balkanlar’da Pomaklar ve Arnavutlar bile elimizden çıkmıştır. Kafkasya’daki hayatımız ise çoktan sona ermişti. Onun için geriye kalan Türklük budur, lakin bunun imparatorluğun bıraktığı anlamda kavranması lazımdır.
Tarih
Reklam
Batı Yenilgisi; Cumhuriyet
Arnold Toynbee, 1923 ve 24’teki olayları göz önüne alarak doğru bir ifade ile “Türkiye aslında galipti fakat Batı karşısında yenilgiyi kabul etti” demiştir. Artık hukukuyla, yaşayışıyla, henüz ilan edip adını koymamakla birlikte laikliğiyle Türkiye , Batı dünyasının müesseselerini kabul etme durumuna gelmiştir. Hepimizin çok iyi bildiği gibi Türkiye artık cumhuriyet olacaktır. Mustafa Kemal ve arkadaşıları, “Türkiye Devleti’nin şekl-i hükümeti cumhuriyettir. Cumhur reisi devletin reisidir ve TBMM azaları arasından seçilir” diyerek, yönetim şeklini ifade etmişlerdir. Burada şuna dikkat etmek gerekir ki muhalefetin az olduğu, daha dikensiz gül bahçesi gibi görünen 1923 Meclisi’dir. 286 üyesi vardır. 286 üyeden sadece 158’i, uzun tartışmalardan sonra, cumhuriyet rejimine evet demiştir. Bu sayı yarının biraz üstüdür. Öbürleri olmaz mı dedi? Hayır! “Müstenkif” , çekimser kaldılar. Yeni rejim kabul görmüştür ve başkası artık düşünülemez.
Tarih
Hurafe İhtiyacı
Albay gülmeye başladı: "Geçmiş olsun," dedi gene. "Sağ olun kumandanım." "Böyle işler her candarmanın başına gelir Yüzbaşım." "Köylüler beni kandırdılar." Kandırırlar Yüzbaşım. Siz daha çok İnce Memed öldüreceksiniz, çok İnce Memedi yakalayacak, teslim alacaksınız. Bu bizim işimizde yasadır. Halkın sevdiği, koruduğu bir eşkıyayı ele geçirmek, öldürmek zordur." "Biliyorum komutanım." "Halk şimdiden bu adamı ermiş mertebesine çıkarmış. Bizim İzmirde Çakırcalı Mehmet Efe hala bir ermiştir. Onun mübarek mezarını ziyaret edenler, mezarının toprağından bir tas suya koyup içenler cümle hastalıklarından piripak olurlar. Bu sizin İnce Memed de..." "Evet komutanım." "Anlattıkları doğruysa... Ermiş..." "Doğrudur komutanım ya, ben onun kellesini size, zatınıza getireceğim." "İnşallah Yüzbaşım. ----------------- Duydun mu sen, duydun mu hiç/ İnce Memed ne olmuş?" "Allah belasını versin onun." "On iki yeşil donlu, on iki kır ata binip gelmişler. Onun ölüsünü bir yeşil ipekliye sarıp gene yeşil bir kır ata bindirmişler alıp gitmişler. Bütün bu işler olurken de candarmalar bakıp kalmışlar, ağızlarını bile açamamış, öyle lalüebkem oldukları yerden kıpırdayamayıp onları seyretmişler." "Yalan. O iş başka..." "Biliyorum yalan, yalan ya... İnce Memed Düldül dağındaki Kırk Ölmezlerin arasına götürülmüş. Çok değil, yakında, yalınkılıçlı, yeşil donlu bin kişiyle zuhur edecek... Zuhur ve huruç edecek, inecek Çukurovaya, bütün Çukurovayı ele geçirecek. Malı çok olandan alıp, malı olmayanlara verecekmiş. Zuhur ve huruç ettikten sonra Çukurovada, ve hem de koca Toroslarda kurt ile kuzu birlikte yayılacakmış. Herkes çalışacak, herkes eşit kazanıp, eşit yiyecekmiş. Kimsenin kimsede gözü kalmayacakmış. O İnce Memed zuhur ve de huruç edince değil insanın insanı en küçük bir biçimde incitmesi, en
Edebiyat
Cumhuriyet, Krallar, Diktatörler
"1923 koşullarında halkta bir karşılığı var mı peki cumhuriyetin? Cumhuriyetin ne olduğunu biliyorlar mı?” şeklinde sualler akla gelebilir. Pek bilmiyorlardı, anladıkları da yoktu. Türk halkı sadece asayişi sever, itaat edeceği otoritenin düzgünlüğüne bakar. Her yerde kitleler böyleydi. Gerçekten kuvvetli mi ve asıl önemlisi âdil mi, halka refah getirebiliyor mu kısmına bakılmalıdır. Diktatörler dahi krallık vadediyor, hanedan getirmiyor ama General Franco ve Amiral Horthy örneğinde olduğu gibi kral naibi olarak idare ediyorlar veya Mussolini ve Antonescu gibi kukla kralla idare usulüne başvuruluyordu. İran Şahı Rıza Şah Pehlevi cumhurbaşkanı gibi bir rol niyetiyle ortaya çıksa da tahta oturdu. Arnavutluk’ta Ahmet Zog aynı rolü tercih etti.
Tarih
Türk Toplum Yapısı
Bizim cumhuriyetimize gelince problemsiz toplum olmayacağını söylemek gerekir. Türk toplumunun fevkalade süratle değiştiğine, birtakım kalıpları da çok fazla değiştirdiğine, bununla birlikte muhafazakâr yönlerini muhafaza ettiğine, temelde Ruslar ya da İranlılar gibi romantik dönüşümleri değil, ölçülü bir muhafâzakârlığı tercih ettiğine inanıyorum. Bu kalıbı anlamayan bir yönetim, bir anlayış ister komünist olsun, isterse onun tam tersi uçta bulunsun, hüsrana uğrar; Türk toplumunun aşırılığı sevmediği açıktır. Temelde tutucu, kalıpları belli bir toplumdur ve bu kalıplar içinde değişimi sever. Bu yüzden de bir saplantısı yoktur, kendine göre bir mobilite (sosyal hareketlilik) biçimi vardır.
Tarih
Reklam