Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
Latife Hanım'ın Durumu
* Gazi’nin Kurtuluştan Sonraki Hayatı Latife Hanım’la Gazi ’nin kısa süren evliliği çok yazılıyor. Abartılı yorumlara başvurulursa, Latife Hanım “Türk kadınlığını temsil eden ve Türkiye’yi muazzam bir değişime götüren bir büyük portre” olarak çiziliyor. 19. asırdan beri önemli kadın aydınlar vardır. “Latife Hanım’ın o gruptaki yapıcı rolü nedir?” sorusuna cevap veren bir eser bulunup okunamadı. İzmir’in kurtuluşundan itibaren İsviçre’de okumuş olan Latife Hanım, Gazi Paşa ile temasa geldi. Yabancı dil bilgisi (üç dili okuma ve yazmayı biliyordu) ve Avrupa'yı izlemesi Başkumandan’ı etkilemiş, model devlet reisi eşi böyle olmalıdır diye düşündürmüştü. Latife Hanım’ın bir Türkiye reis-i cumhurunun eşi olmanın ne olduğunu pek de iyi anlamadığı açıktır. İkincisi, Türkiye’de bir mareşalin ne olduğunu da bilmiyordu. Böyle lider bir kumandanın eşinin vagonun penceresinden sarkıp ona, “Kemal” diye seslenmesi aslında 1920’lerde hiçbir yerin protokolüne uymazdı. Rıza Nur’un hatıratını okuyanlar bilir ki Rıza Nur’un eşi eski rejime mensub paşalardan birinin kızıydı ve psikolojik sorunları vardı. Latife Hanım İstanbul’da onunla ahbaplık ediyordu. Oysa bu mevkide biri (yani first lady) muhalefetten birileri ile temas etmemeliydi. Reis-i cumhur eşi, First lady olduğu zaman, sorumlulukları olmayan ve yetkileri sınırlı bir devletlinin eşi gibi davranamazdı. Mesela birilerinin hanımları ile çatışırsa, konu derhâl başka alana da sıçrar, birdenbire o büyük mareşale, kurucu cumhurbaşkanına mevkiine göre hitap edemeyen veyahut hakkında kinayeli konuştuğu adamlar düşman o|maya başlardı. Maalesef Latife Hanım öyle görülüyor ki Türkiye şartlarında bir kurucu cumhurbaşkanının ve bir mareşalin eşi olmayı bilemedi. Evlilik bu nedenle bitti, daha doğrusu tek taraflı bitirildi.
Tarih
Reklam
Türkiye'lilik Meselesi
Atatürk'ün aklındaki cumhuriyet modeli tam da Jean - jaques Rousseau tipi bir cumhuriyetti. Nitekim 1924 Anayasası’nda o cumhuriyet ortaya çıkmıştır. Oradaki ifâde “Türkler”dir ve bu ifade kalmalıdır. Bugün “Türkiyeli” diye ortaya atılan tabir gülünçtür. Bu Türkiyelilik lafı belirsiz, dil ve kimlik iddiaları açısından tutar bir terimdir.
Tarih
Ejderha ve İnce Memed
Ali Sefayı öldürünce dağa kaçmış. Ali Sefa çok zalim bir adammış. Köylüye kan ağlatıyormuş. İnce Memed de onu gözbebeklerinin vurmuş, dağa kaçınca candarmalar ona pusu kurmuşlar, İnce Memedi de vurup atından düşürmüşler. O atı da onu almış, dişleriyle candarmaların arasından çıkarmış. Candarmalar ata kurşun yağdırmışlar ama, vuramamışlar. O at afsunluymuş, ona hiç kurşun değmiyormuş. At da almış onu dağın tepesindeki bir mağarasına götürmüş. Çıkmış dağın kayalık doruğuna, oradan kişnemiş, kişnemiş. Bir kanatlı ejderha inmiş bir ak bulutun içinden... At sevinmiş, onu mağaraya götürmüş. İnce Memed ejderhayı görünce korkmuş. Ejderhadır, onun yaralarını kırmızı dilleriyle yalamış, dokuz tane, dokuz yalımdan dili varmış. O saatte hemen İnce Memedin yaraları iyileşmiş. Benim Yörük kocasından duyduğum bu. Yalan mı? ------- O. N: İnsan şunu okuyunca ister istemez, LOTR ve GOT un ejderhalı sahneleri geliyor aklında. O teknik imkanlarla biz bu kitabı çekebilseydik dizi yada film olarak. Ki ana tema da çok genel bir toplumsal durumu işaret ediyor. E mekanlarda duruyor Anavarza Kalesi, Vay vay köyü. Yok ama bize uyduruk askeri diziler ve zengin kız fakir olan edebiyatı yakışır. Bide fantaziye dönüşmüş tarih dizileri.
Kültür-Sanat
Atatürk'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı
Varlığımız yegane temeli olan, büyük fikirlerin Cesur önderi, Gazi, Mareşal, Deha, Cumhur Reisi, Türklerin son Başbuğ'u, Modern Müslümanların ilk seçilmiş Koruyucusu, memleketin fikir babası, namusunun bekçisi, şerefenin kurtarıcısı, Kara cehaletin aydın düşmanı, Başöğretmen, Başkomutan, gelmiş ve geleceğin düşünce ateşi, medenileşmenin tek yolu, çaresizlerin sığınağı, Milletinin Atası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anma ve Gençlik Spor Bayramımız Kutlu olsun.
Tarih
Dost Pazarı
Şiir mi ? o da ne olaki? yenilir mi, içilir mi? Tüketilir mi meze niyetine, Doğruyu buldurur mu Yoldan mesela, döndürür mü? Sevdirir mi hayatı yada küstürür mü? Şöyle çatal sesinde dinlesem Ağlatır mı? Çocuk gibi çizsem, karalasam güldürür mü? Hele bi deyiver dost Acıyı bastırır mı? Ataşı söndürür mü? Yoksa hiç mi ümit yok yoksa hepten mi geç kaldık insanlığa Söyle gözlerine bakmasın öyle Bir şiir etmeyecek mi kavgamız Öyle bize yetecek kadar, Dost pazarında görünecek kadar mı insanız. Şiir mi ? ben yazmadım say, sen de okumadın. - ketum
Şiir