Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
Her şeyi Biliyordu.
Atatürk bir askerî dehadır. Ancak bunun tarifini yapmak çok güçtür. Bu noktada aldığı kurmay öğrenimi çok önemlidir. İyi bir eğitim aldılar, tabiri caizse her şeyi biliyorlardı, sivillerle irtibatları çoktu, felsefe, tarih, bilhassa coğrafya, edebiyat, mühendislik ve matematik hakkında bilgileri ve eğitimleri vardı, hiç değilse ne konuşulduğunu anlarlardı. Nitekim aldığı eğitimler Gazi Paşa’yı ileride ilginç adımlar atmaya yöneltti. Bozkırın ortasında, Ankara’da Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi kuruldu. Türkiye âdeta arkeologların, Mezopotamya dilleri'nin eğitim ülkesi oldu. Bizantinika için bile dört-beş talebe Avrupa’ ya yollanmıştı.Lisana önem veriliyordu.
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kim Dost Kim Düşman?
Bizim direneceğimizi gören İngiliz subayları, kral'cı Yunan subayları ve Fransız kumandanları gibi ecnebiler de olmuştur Her Fransız, Fransa Başbakanı Georges Clemenceau gibi Türklere karşı nefret dolu değildir. Realist olanlar da vardır. İttifak yapmak kolay iş değildir. Hele Avrupalılardan uzak durmak lazımdı. Biz Kudüs” ü kaybettiğimizde herkesten Fazla çan çalan, İngiliz General Allenby’den ve Britanya kamuoyundan aşağı kalmaz ölçüde zaferi kudayanlar bizim müttefikimiz olan Avusturya-Macaristan ve Almanya’daki kamuoyuydu.
Tarih
“Lozan zafer değil hezimet”
Şimdi bir de 30 Ağustos sorunsalı çıktı. Memlekette sağdan soldan, “30 Ağustos’u kaldıralım” veya “Lozan zafer değil hezimet” deniyor. Birinci Dünya Savaşı’nın son barış muahedesiyle, 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz ile başlayıp 30 Ağustos’ta elde edilen zaferi bu şekilde değerlendirmek, abes bir hükümdür. Lozan’da zafer olmaz, çünkü diplomatlar (Barmistice 1918) ve Rusya’nın zafer günlerini (7 Mayıs 1945) onlar kutlar, başkaları da tebrik eder. “30 Ağustos Zaferi”yle işgal altındaki Türkiye’nin, yani Anadolu ve Trakya’nın siyasi coğrafyası değişti. Ordular tutabildiklerini tuttular, Türkler de ilerledi. Tam donatılmış bir Yunan ordusu Selanik ve civarında saldırı için değil, ama Batı Trakya’yı elde tutmak için hazır bekliyordu. İstiklâl Savaşı kumandanları Fevzi ve Kâzım Karabekir Paşalar fevkalade temkinliydiler. Onlara göre çok daha atılımcı olan Gazi Mustafa Kemal Paşa dahi bu sınırlara ulaştıktan" sonra temkinli olmak zorundaydı.
Tarih
Şehitsiz Çanakkale İddası
Mesela, Çanakkale üzerine şöyle gülünç bir iddia çıktı. “250 bin kişiyi -ki bu rakam sadece şehitleri değil, savaş dışı kalan askerlerin toplam sayısını belirtir. Şehit vereceğimize, zaten bu zırhlılar harbin sonunda geçmediler mi, başından bıraksaydık, İstanbul’da efendi gibi otururduk” bile diyorlar. Biraz İstanbul'u tarihi demografisine, iktisadi yapısına baksınlar. 1914 sonu veya 1915 başında İngilizler Boğaz’ı geçip İstanbul’a girse, tepeden de Rusya ile birleşseler, şehrin yarıya yakın gayrimüslim nüfusu gelen Rus ve Britanyalı yerleşimcilerle kısa zaman içinde hızla çoğalırdı. İstanbul’u da Türkler bir daha ancak anılarda ve turistik gezilerde görürdü.
Tarih
Hâkimiyet-i Milliye’nin Hilafete Üstünlüğü
Bu 1921 Anayasası aslında radikal, kısa ve saltanatın biteceğini hissettiren bir beyanname olup âdeta Cumhuriyetin örtülü bir ilanıydı. 24 maddelik kanunun ikinci maddesi, Hâkimiyet-i Milliye’nin esas olduğunu belirtiyordu. Daha da önemlisi üçüncü maddede devletin adı kesindi; “Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur” denmektedir. Süleyman Hayri Bolay Hoca’nın “dirayet tefsiri yapan bir öncü” diye selamladığı Elmalılı Hamdi Hoca, Taha Akyol’un da vurguladığı gibi, Hâkimiyet-i Milliye’nin hilafete üstün (faik) olduğunu belirtmiştir. Yeni düzeni kabul edenler arasında bu gibi medreseliler de vardı.
Tarih