Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
İmparatorluk Yıkılırken En Büyük Kayıplar
Osmanlı’nın Yıkılması Kaçınılmazdı İmparatorluklar yıkılır. Doğru dürüst yıkılan bir imparatorluk, tasfiye edilen bir imparatorluksa anavatanı kurtarır, elden çıkan yerlerde anavatanın kültürel uzantıları yaşamaya devam eder. Osmanlı İmparatorluğu yıkılırken maalesef içindeki ana unsurun, Türk unsurun Rumeli’deki vatanını da kaybetmiştir. Bu çok önemli bir kayıptır. 1914’te bizim olmayan bir savaşa girmiştik. Şimdi o savaşın sonunda bizim kaybettiklerimiz var. Bu kaybettiklerimizin içinde en mühimi bir kere saban tutan, demir döven nüfus var. Bu kaybedilen savaşın içinde bizim kolayca ayrılabileceğimiz bir bölge veya düzenleme imkânı yoktu. İmparatorluğun küçülen nüfusuyla çok şiddetli kanlı iç çatışmalara girmemiz gerçeği var. Bunların yükünü hâlâ taşıyoruz. Bu savaşın sonunda asıl önemlisi Türkiye 50 yılda telafi edemeyeceği bir münevver zümreyi kaybetmiştir. Yedek subay savaşları dediğimiz Çanakkale, Kafkasya, Filistin ve bizzat Kurtuluş Savaşı’nın kendisinde şehit düşen okumuşların sayısı kabarıktır. Bir medeniyeti, bir rengi temsil eden, Doğu’ya ve Batı’ya aşina bir genç münevver sınıf elden yitirilmiştir. Bugünkü Türkiye eğer tamamıyla maziyle kopuk bir gençlik sahibiysc, bunun nedenini oraya kadar uzatmak gerekir.
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Musul meselesi
... Bir diğer deyişle, Alman işgaline karşı Fransa’nın içinde direnişe katılmayan, İngiliz düşmanlığı dolayısıyla müttefik bir Almanya isteyen politikacı takımı ve onları izleyen kitle de ortaya çıkmıştı. Musul’un maalesef petrol gelirleri üzerinde farklı anlaşmalar yapıldı. Bunların Lozan’da yeri. yoktu. Daha sonra bu bölge elimizden kaydı gitti. Orada ordunun “Misak-ı Millî” içinde saydığı bu bölgeye el atmamasının bir nedeni var; Askerî yapımız... Yeni Türkiye askeri büyümeden, silahlanmadan ve buna yapılan yüksek harcamalardan sarfınazar etmişti. Sağlığı ve eğitimi halletmek gerekiyordu. Bu alanlarda manzara korkunçtu. Onun için askerî harcamalara daha ilk anda büyük önem verilemezdi. Yoksa askerî ihtiyaçlar için kendini besleyecek müttefik mutlaka bulurdu. Meclis’teki o münakaşalarda itiraz eden taraflara bütün bu askerî vaziyet sunulduğu, ikna edilmeye çalışıldığı çok açıktır. İnsanlar ikna olmuş mudur? Herhâlde olmamış ki bugüne kadar kavga uzamış' tır. Bence yeni Türkiye’nin Musul meselesi için mücadeleye girişecek hâli yoktur. Yoksa Türkiye kesinlikle “Maziyi unutun, önünüze bakın” politikası içinde değildir. En azından Hatay meselesi bunun böyle olmadığını gösterdi.
Tarih
“İstiklâl Savaşı’nı İngilizler yaptırdı”
Mohaç Zaferi’ni kazanan insanın mareşalliği konusunda tartışma yapılmaz, böylesi bir tartışma abestir. Bazı halde bu davranış Riemann yahut Lobaçevski’nin matematikçiligini tartışmaya açmak kadar budalaca bir davranıştır. “İstiklâl Savaşı’nı İngilizler yaptırdı” diye ortaya çıkarsanız, aklı başında bütün insanlar gülerler, hatta en başta İngilizlerin kendileri gülerler. Çünkü böyle bir budalalık, böyle bir yorumun yeri yoktur! Bunun fîkir hürriyetiyle de alakası yoktur. Siz Sovyet Devleti’ ni ve komünizmi lağvetmiş, takbih etmiş, tarihe gömmüş bugünkü Rusya’da, İkinci Dünya Savaşı’nın kumandan ve savaşçıları için ve İkinci Dünya Savaşı’ndaki muharebeler, zaferler için, hatta Çarlığın daha hâkim olduğu Birinci Dünya Savaşı’ndaki Rusya ordularının savaşları için öyle küçümseyici, yok edici ifadeler kullanırsanız savcıdan önce toplumda ağır tenkitlerle hayatınız kararır. Bu Fransa ve Britanya’da da böyledir.
Tarih
23 Nisan Neden Çocuk Bayramı oldu?
Gelelim 23 Nisan’ın nasıl olup da millî egemenliğin kutlanması yanında, çocuklar için de bir bayram halini aldığına. Bu pek bayram havası içinde mi oldu, bilinemez. Harbin sonunda bir sürü çocuk yetim kalmıştı, hatta aralarında ailesiz kalanlar vardı. Durumlarını iyileştirebilmek için pek fazla imkân da yoktu. İnkılab rejimleri gelecek nesile önem verir. Aslında 19. ve 20. yüzyıl dönemecindeki tüm Şark dünyası böyledir. İnkılabçılar çocuklarla ve kadınlarla çok alakadar olur. Bu yüzden Millî Egemenlik Bayramı'nı, Meclis çocuklara bağladı. Dünya tarihi ve kültürü içinde enteresan bir unsurdur, bize özgüdür ve yer etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, TBMM ’nin açılışından bir yıl sonra 23 Nisan 1921’de bugünün bayram olarak kutlanmasına karar verdi. 23 Nisan 1927’de ilk kez 'Çocuk Bayramı” olarak da kutlanmaya başladı. -------- Okuyucu Notu: Hz. Muhammed (S. A. S.) bir hadislerinde; “Kim bir yetimin başını Allah rızası için okşarsa, elinin değdiği her kıl için kendisine sevap verilir” diye buyurmuştur. Bir başka hadisinde de: “Yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimseyle ben cennette işte böyle (iki parmağıyla göstererek) yan yanayız” buyurmuştur. Şimdi bir düşün bayram hediye edenin yeri neresidir?
Tarih
Kurucu Meclis ve Türkiye adı
Osmanlı Mebusan Meclisi’nin Misak-ı Millî kararlarını kabul etmesi üzerine İtilaf Devletleri hem İstanbul’u işgal etmiş hem de Osmanlı meclisini dağıtarak, mebusların bir kısmını tutuklayıp, sürgüne yollamıştı. Bunun üzerine Ankara’da yeni bir Milli Meclis toplanması kararı alınmıştı. 23 Nisan’da Ankara’da toplanan meclisin çok önemli özellikleri vardır. Bir defa kurucu bir meclisti. Hukukunu kullanamayan bir payitaht adına Anadolu içlerinde bir kurucu payitaht olmuş, yetki üstlenmiş ve “Türkiye” adını da ilk defa kullanmıştır. İstanbul'da dağıtılan meclisin kalan üyeleride yeni meclisin üyesi olmuşlardı. 23 Nisan 1920 önemli bir tarihtir, zira, bu tarihte milletimizin adı, devletin adı olarak konmuştur. Bu isim “Birleşik Devletler” tarzında bir isim değildir, bilakis, tarih boyunca var olan bir kavmin adının bir devlete verilmesidir.
Tarih