Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
Jön Türkler, Vahideddin, Anglofil ve İngiliz Muhipleri
Osmanlı Devleti'nin Dünya Savaşı'na çekilmesi Genç(Jön) Türkler'in tamamıyla iflas etmeleri demekti. Mütarekeden sonra, 4 Kasım 1918 günü İstanbul’da İttihat ve Terakki Partisi’nin olağanüstü toplanan kongresinde Talat Paşa açıkça hükümetin bütün hatalarını tenkit ederek, “Enver’in Türkiye’yi bir dünya savaşına sürüklediğini” “kaydediyor, “Bizim Politikamız yenilmiştir, dolayısıyla hiçbir suretle iktidarda kalmamıza imkân yoktur” diyordu. Genç Türklerin yerineyse, yurt dışında bulunan Hürriyet ve İtilaf Partisi üyeleri geliyorlardı. Bu parti prensipsiz politikacılardan, açık olarak ve körü körüne İngiliz taraftarı (Anglofil) kişilerden ibaretti. Mustafa Kemal, kendi anılarında ve Nutuk’ta Sultan Vahideddin’i uyuşuk, iradesiz olduğu kadar da daima yarı kapalı gözleri ile hilekâr entrikalar çevirmeyi seven bir kişi olarak tasvir eder. Belli ki savaşın sonunda pekâlâ dostane ilişkiler içinde olan (Şehzade veliahtken uzun bir Avusturya-Almanya yolculuğu yapmıştı ve yaveri Mustafa Kemal Paşa’ydı) ve mütarekede de Anadolu müfettişliğiyle görevlendirecek kadar bu ilişkilerini sürdüren Sultan ile Mustafa Kemal Paşa artık tamamıyla zıtlaşmış bir politika içine girmişlerdi. Maalesef Vahideddin bu tutumundan Sakarya zaferinden sonra dahi vazgeçmemiş, Anadolu’daki TBMM Hükümeti’ne Tevfik Paşa kadar güvenme ve yanaşma basiretini de gösterememişti. Padişah, damadı olan Ferid Paşa’nın etkisi altındaydı Ve o Damat Ferid, Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin lideri olup, aynı zamanda padişahın kız kardeşi Mediha Sultan ile evliydi. Ferid Paşa Oxford’da yetişmişti ve İngiliz mandasını destekliyordu. Ferid Paşa hayran olduğu Britanya’nın büyük kusurlarını kabul ettiği halde, başkalarına nispeten “kötülüklerinin” daha az olduğunu söylemekten çekinmezdi. Ustalıkla tertipledikleri
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Hayatta yalnız olan insanların bu dünyadan kopuk olduklarını düşünmeyin. Çok acı çeken insan, çok yaşamış demektir." - Honore de Balzac
Felsefe
Öyle deme yine de; Birinin, bir diğerine anlattığı çok eski bir hikayede, üçüncü tekil şahıssındır belki şu an. Anlatıcı acını bastırarak içine, güldürme gayretiyle karşıdakini, abartıyordur o hüzünlü ama güldüren hikayeyi. Bir kitap yazamadın, bir filmde oynamadın, bir şiire dokunamadın ama, Birinin geçmişinde bir iz oldun ya, bir anının yardımcı karekteri, o da yeter. Öyle deme yani, Bakıldığı yer ne kadar değişsede, hayat yinede güzel yani. Güzel akşamlar o zaman. İhtiyacın vardır şimdi, kimin yok ki. -ketum
Edebiyat
‘Hababam Sınıfı’nı çekmek zorunda mısınız?
Sosyal Medyada denk geldiğim ve bana göre haklı gerekçelerle kaleme alınmış bir yazı. Bu siteyle alakası Hababam Sınıfı öncelikle bir kitap. Zaten yazı boyunca da eleştiri kitaptaki işleyişi ve amacın sinema da saptırıldığı yönünde. Açıkçası ben yıllar önce kitabı okuduğumda filmdekinden daha derin ve cesur konuları işlediğini görüp şaşırmıştım. İşin hüzünlü ve acı tarafı onlarca yıl geçmesine rağmen eğitimde ileri gitmek şöyle dursun hızla geri giden bir sürece tanık olmamız. ------ ‘Hababam Sınıfı’nı çekmek zorunda mısınız? ‘Hababam Sınıfı’ kaba komedi filmi değildir. Bir sistem eleştirisidir. Bugünün eğitim sistemini yazacak senaryo ve öykü yazarlarını bekliyoruz. Hababam Sınıfı 2019’u izledik. Çok değerli oyuncular var. Senaryo gereğini yerine getirmek için ellerinden gelenin en iyisini yapmışlar. Duayen diyeceğimiz ve her zaman emeklerine saygı göstereceğimiz oyuncular da var. Onlar da doğru oyunculuklar ile filmi taşımaya çalışmışlar. Genç oyuncular var. Senaryoda kendilerine verilen rollerin hakkını vermek için ellerinden geleni yapmışlar. Fakat sonuçta ortaya çıkan yapıt, Rıfat Ilgaz’ın ‘Hababam Sınıfı’ olmamış. Belki biz Rıfat Ilgaz’ı hiç okumasak, hiç tanımasak, Hababam Sınıfı’nı kendi halinde bir okul ve öğrenci komedisi zannetsek, grotesk şakalarla süslenmiş bir eser saysak olurdu. Böyle hikayeler de olabilir. Onların değeri ayrıdır. Eğer bir okul/gençlik komedisi izleseydik, afişte ‘Rıfat Ilgaz’ın Ölümsüz Eserinden’ yazmasaydı, olurdu. Fakat ‘Hababam Sınıfı’ başka bir şeydir. 1959 yılında eğitim sisteminden kaynaklı bir toplum yarasının, her kesimden insanın anlayabileceği şekilde, mizah unsurları ile bezenerek anlatılmış halidir. Hababam Sınıfı’nın öyküsünde yer alan mizah temelde yer alan acı ilacın içilmesini kolaylaştırır yalnızca… Rıfat
Eğitim