Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
Öyle deme yine de; Birinin, bir diğerine anlattığı çok eski bir hikayede, üçüncü tekil şahıssındır belki şu an. Anlatıcı acını bastırarak içine, güldürme gayretiyle karşıdakini, abartıyordur o hüzünlü ama güldüren hikayeyi. Bir kitap yazamadın, bir filmde oynamadın, bir şiire dokunamadın ama, Birinin geçmişinde bir iz oldun ya, bir anının yardımcı karekteri, o da yeter. Öyle deme yani, Bakıldığı yer ne kadar değişsede, hayat yinede güzel yani. Güzel akşamlar o zaman. İhtiyacın vardır şimdi, kimin yok ki. -ketum
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
‘Hababam Sınıfı’nı çekmek zorunda mısınız?
Sosyal Medyada denk geldiğim ve bana göre haklı gerekçelerle kaleme alınmış bir yazı. Bu siteyle alakası Hababam Sınıfı öncelikle bir kitap. Zaten yazı boyunca da eleştiri kitaptaki işleyişi ve amacın sinema da saptırıldığı yönünde. Açıkçası ben yıllar önce kitabı okuduğumda filmdekinden daha derin ve cesur konuları işlediğini görüp şaşırmıştım. İşin hüzünlü ve acı tarafı onlarca yıl geçmesine rağmen eğitimde ileri gitmek şöyle dursun hızla geri giden bir sürece tanık olmamız. ------ ‘Hababam Sınıfı’nı çekmek zorunda mısınız? ‘Hababam Sınıfı’ kaba komedi filmi değildir. Bir sistem eleştirisidir. Bugünün eğitim sistemini yazacak senaryo ve öykü yazarlarını bekliyoruz. Hababam Sınıfı 2019’u izledik. Çok değerli oyuncular var. Senaryo gereğini yerine getirmek için ellerinden gelenin en iyisini yapmışlar. Duayen diyeceğimiz ve her zaman emeklerine saygı göstereceğimiz oyuncular da var. Onlar da doğru oyunculuklar ile filmi taşımaya çalışmışlar. Genç oyuncular var. Senaryoda kendilerine verilen rollerin hakkını vermek için ellerinden geleni yapmışlar. Fakat sonuçta ortaya çıkan yapıt, Rıfat Ilgaz’ın ‘Hababam Sınıfı’ olmamış. Belki biz Rıfat Ilgaz’ı hiç okumasak, hiç tanımasak, Hababam Sınıfı’nı kendi halinde bir okul ve öğrenci komedisi zannetsek, grotesk şakalarla süslenmiş bir eser saysak olurdu. Böyle hikayeler de olabilir. Onların değeri ayrıdır. Eğer bir okul/gençlik komedisi izleseydik, afişte ‘Rıfat Ilgaz’ın Ölümsüz Eserinden’ yazmasaydı, olurdu. Fakat ‘Hababam Sınıfı’ başka bir şeydir. 1959 yılında eğitim sisteminden kaynaklı bir toplum yarasının, her kesimden insanın anlayabileceği şekilde, mizah unsurları ile bezenerek anlatılmış halidir. Hababam Sınıfı’nın öyküsünde yer alan mizah temelde yer alan acı ilacın içilmesini kolaylaştırır yalnızca… Rıfat
Eğitim
"Geldikleri Gibi Giderler" in alt yapısı
Buradaki (Halep) savaş hayatında sadece askerlik olarak değil, Arap siyaseti konusunda da mutlaka çok şey görüp öğrendiği ve bu öğrendiklerinin bugünkü Türk aydınları kadar tekdüze olmadığı gayet sarihtir. O rengârenk ortamı kavradığı anlaşılıyor ve ilerideki politikalarında da bu görülecektir. Mütarekeden sonra Harbiye Nezareti’nin emriyle Adana’dan İstanbul’a hareket etmiş ve seyahatinin sonunda, Kasım ortasında, Haydarpaşa Garı’ndan bindiği botta meşhur sözünü söylemiştir. Bunun rastgele bir söz olmadığını, yakın savaş stratejisinin ilk temelini atan bir stratejik görüş ve taktik adım olduğu görülüyor: “Geldikleri gibi giderler.” Bu sözün sadece bir temenni olmadığı, belirli bir plan, değerlendirme ve stratejik öngörüyle söylendiği açıktır.
Tarih
Halkına adanmış bir ömür.
Mustafa Kemal Paşa Almanya, Avusturya gezisine Veliaht Vahideddin Efendi’nin yaveri olarak katılmıştır. Gezi sırasında Kaiser tarafından protokol gereği, Aralık 1917’de verilen Birinci Rütbeden Mecîdî Nişanı üzerine, Birinci Rütbeden Cordon de Prusse Nişanı (Prusya Kordonu'yla) ile taltif edilmiştir. Dönüşte Viyana’ya uğramış ve bir süre kalmıştır. Zira ağır bir böbrek iltihabı geçirdiği söylenir. Penisilinin olmadığı bir zamanda dinlenme ve Katlsbad’ın meşhur kaplıcalarındaki su ve oradaki diyet lokantalarından istifade etme imkânı bulmuştur. Bu galiba Paşamızın hayatında gördüğü son ciddi tedavidir. Cumhurbaşkanlığı sırasında bile böyle uzun ve sistematik bir tedavi göremeyeceği ve buna kendisinin de pek müsaade etmediği programından anlaşılmaktadır. Mizacı itibariyle hekimlere saygısı olmakla birlikle muayene ve tedavi sürecini benimsemeyen hastalardandır. Zamanın şartları da düşünülürse fazla olmayan bir ortalama yaşla ömrünü tamamladı. Zaten geçirdiği hastalıkların da tam teşhis edildiğini söylemek mümkün değildir. Bu da ciddi olmayan literatürde ayrı bir spekülasyon konusudur.
Tarih
Feda edilenler değerler ve Kazanılan Zafer
'Her toplum tarihi yapar ve bazısının yaptığı tarih öbür toplumların ve dünyanın gidişini etkiler. Çanakkale Deniz Muharebeleri ve ardından kara savaşı, dünya tarihinde kendi anısına dikilen abide kadar kalıcı ve destansıdır. Birinci Dünya Savaşı’ nın kaderini ve savaş sonundaki gelişmeleri etkileyen büyük olaylardandır. Savunma durumunda olan Türkler, Tıp Fakültesi ve Mühendis Mektebi’ndeki, seçkin liselerdeki genç aydınlarından tutun da kasabalardaki becerikli zanaatçısına, ülkenin toprağını ekip biçen çiftçisine kadar ancak 40 yılda telafi edebilecekleri büyük kayıplar vermişlerdir. Kurtardıkları topraktaki insanlar, verdikleri savaş yüzünden vatandaşlık toplumuna doğru önemli bir adım atmışlardır. Çanakkale’ de savaşan asker Galiçya’ya gitmiş, aynı başındaki genç kumandanlar gibi Doğu Cephesi’ne kaymış, Suriye-Filistin’e ve Mezopotamya’ya akmıştır. 1915 ve 1916 Gelibolu ve Kut’ül Amare Britanya İmparatorluğu’nu sarsan, İngiliz kamuoyunu imparatorluk uykusundan uyandıran, İngiltere’yi Avrupa’dan Orta Doğu’ya çeken savaşlardır. Yanlış tarafta savaştık, daha doğrusu, bizim olmayan bir savaşın içindeydik, yenilgi kaçınılmazdı ve imparatorluk parçalanacaktı ve bu esnada da vatanımızı ve insanlarımızı da kaybettik. .
Tarih