Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
"Geldikleri Gibi Giderler" in alt yapısı
Buradaki (Halep) savaş hayatında sadece askerlik olarak değil, Arap siyaseti konusunda da mutlaka çok şey görüp öğrendiği ve bu öğrendiklerinin bugünkü Türk aydınları kadar tekdüze olmadığı gayet sarihtir. O rengârenk ortamı kavradığı anlaşılıyor ve ilerideki politikalarında da bu görülecektir. Mütarekeden sonra Harbiye Nezareti’nin emriyle Adana’dan İstanbul’a hareket etmiş ve seyahatinin sonunda, Kasım ortasında, Haydarpaşa Garı’ndan bindiği botta meşhur sözünü söylemiştir. Bunun rastgele bir söz olmadığını, yakın savaş stratejisinin ilk temelini atan bir stratejik görüş ve taktik adım olduğu görülüyor: “Geldikleri gibi giderler.” Bu sözün sadece bir temenni olmadığı, belirli bir plan, değerlendirme ve stratejik öngörüyle söylendiği açıktır.
Tarih
Reklam
Halkına adanmış bir ömür.
Mustafa Kemal Paşa Almanya, Avusturya gezisine Veliaht Vahideddin Efendi’nin yaveri olarak katılmıştır. Gezi sırasında Kaiser tarafından protokol gereği, Aralık 1917’de verilen Birinci Rütbeden Mecîdî Nişanı üzerine, Birinci Rütbeden Cordon de Prusse Nişanı (Prusya Kordonu'yla) ile taltif edilmiştir. Dönüşte Viyana’ya uğramış ve bir süre kalmıştır. Zira ağır bir böbrek iltihabı geçirdiği söylenir. Penisilinin olmadığı bir zamanda dinlenme ve Katlsbad’ın meşhur kaplıcalarındaki su ve oradaki diyet lokantalarından istifade etme imkânı bulmuştur. Bu galiba Paşamızın hayatında gördüğü son ciddi tedavidir. Cumhurbaşkanlığı sırasında bile böyle uzun ve sistematik bir tedavi göremeyeceği ve buna kendisinin de pek müsaade etmediği programından anlaşılmaktadır. Mizacı itibariyle hekimlere saygısı olmakla birlikle muayene ve tedavi sürecini benimsemeyen hastalardandır. Zamanın şartları da düşünülürse fazla olmayan bir ortalama yaşla ömrünü tamamladı. Zaten geçirdiği hastalıkların da tam teşhis edildiğini söylemek mümkün değildir. Bu da ciddi olmayan literatürde ayrı bir spekülasyon konusudur.
Tarih
Feda edilenler değerler ve Kazanılan Zafer
'Her toplum tarihi yapar ve bazısının yaptığı tarih öbür toplumların ve dünyanın gidişini etkiler. Çanakkale Deniz Muharebeleri ve ardından kara savaşı, dünya tarihinde kendi anısına dikilen abide kadar kalıcı ve destansıdır. Birinci Dünya Savaşı’ nın kaderini ve savaş sonundaki gelişmeleri etkileyen büyük olaylardandır. Savunma durumunda olan Türkler, Tıp Fakültesi ve Mühendis Mektebi’ndeki, seçkin liselerdeki genç aydınlarından tutun da kasabalardaki becerikli zanaatçısına, ülkenin toprağını ekip biçen çiftçisine kadar ancak 40 yılda telafi edebilecekleri büyük kayıplar vermişlerdir. Kurtardıkları topraktaki insanlar, verdikleri savaş yüzünden vatandaşlık toplumuna doğru önemli bir adım atmışlardır. Çanakkale’ de savaşan asker Galiçya’ya gitmiş, aynı başındaki genç kumandanlar gibi Doğu Cephesi’ne kaymış, Suriye-Filistin’e ve Mezopotamya’ya akmıştır. 1915 ve 1916 Gelibolu ve Kut’ül Amare Britanya İmparatorluğu’nu sarsan, İngiliz kamuoyunu imparatorluk uykusundan uyandıran, İngiltere’yi Avrupa’dan Orta Doğu’ya çeken savaşlardır. Yanlış tarafta savaştık, daha doğrusu, bizim olmayan bir savaşın içindeydik, yenilgi kaçınılmazdı ve imparatorluk parçalanacaktı ve bu esnada da vatanımızı ve insanlarımızı da kaybettik. .
Tarih
Mühim Bir Sigara Molası
Böyle bir savaş yapan, teknik donanımıyla, teknik kullanımıyla. cesaretiyle, organizasyonuyla bunu yapan adamlar kadrolarıyla elbette ona göre de gelişme gösteriyorlar. Bütün liderlerimiz Çanakkale Zaferi’nden çıkmıştır ve bütün kumandanlar oradan gelmiştir. Sivil kadrolar dahi oralardan çıkıp gelen yedek subaylardır. Sadece bir örnek verelim. Ünlü kemancımız Ayla Erduran’ın babası Ordinaryüs Prof. Dr. Behçet Sabit (Erduran) Çanakkale'de harb sahasında hekimdi. *Bir sigara içmek için mola verdiğinde hastane çadırından çıktı ve İngiliz top mermisinden kurtuldu. Aksi halde ne onun tıbbı kalacak ne de Ayla Erduran aramızda olacaktı. Harbin olgunlaştırdığı kadrolar Türkiye’yi yarınlara götürecekti ve onların eksikliği de 1950-1960 yıllara kadar Türkiye’nin gelişmesine dahi en büyük engeldi. ------- *Bu olay daha da ilginçtir. Doktor Behçet Sabit o arada getirilen bir İngiliz yaralı subayı çadırda tetkik ediyor ve “Bacağını kesmek zorundayım' diyor. İngiliz "Hayır, ben bu ameliyatı Londra’da yaptırmalıyım' diyor. Doktor Behçet Bey de "Kararı sen vereceksin, ben sigara içip geliyorum' diyor ve çadırdan çıkıyor. İşte yukarıda bahsi geçen bu sigara molasıdır. /* Behçet Sabit Erduran. Cephedeki Bir Doktorun Gözünden 1915 Baharında Çanakkale. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2015.
Tarih
Toprak Kayıplarının Sebebi
Büyük Harb, imparatorluğun yıkımını getirdi. Bugün buna ağıt yakacak değiliz, zira, imparatorluklar yıkılmak için kurulurlar. Türklerin imparatorluğu da er ya da geç idare ettiği. milletleri, bu memâliki bırakmak zorundaydı. Okullarını ve sınıflarını boşaltacak kadar gençlerini yedek subay harbinde harcamak, demircilerini ve çiftçilerini cephelerde yok edecek ve iktisadiyatı âdeta onlarca yıl kalkınamayacak derecede boğazlamak bu hükümetin ehliyetsizliğinden kaynaklandı. Hükümet Türkiye İmparatorluğu’nu basiretsiz politikalar ve ani kararlarla çok erken ve çok pahalı bir biçimde yok etmişti. Bu aynı zamanda millî sınırları da mahvetmişti. Unutulmamalıdır ki Misak-ı Millî sınırları içine, mütareke ilan edildiğinde ordunun elinde olan yerler de dâhildi. Oysa sonunda bunların bazılarını alamadık. Mesela, Hatay bile takip edilen politikalar ve denge oyunlarından iyi istifade etmek suretiyle ancak 1939’da anavatana yeniden katılabildi.
Tarih
Reklam