Tuncer TAMTÜRK

Tuncer TAMTÜRK
Yunus'un eğri odunu.
Çalınan Tarih
Louvre’da Selçuklu ve Osmanlı eserleri de vardır. Parayla alınan veya Milo Afrodit’i gibi “Sahibi yoktur” diye yağmalananlardan vazgeçtik, düpedüz dolandırıcılık ve hırsızlıkla götürülenler de vardır. Sultan II. Abdülhamid devrinde dişçilik zenaatından dolayı restoratörlüğe de bulaşan Albert Dorigny, Osmanlı Asar-ı Atika idaresi tarafından Ayasofya avlusundaki II. Selim ve III. Murad türbesi ile I. Mahmud devrine ait kütüphanenin çinilerini restore etmekle resmen görevlendirilmişti; tabii iş ücret karşılığıydı ve açık bir akit ile idarenin gözetimi altında yapılacaktı. Dorigny çinilerin bir kısmını Paris’e tamir bahanesiyle götürdü. Güya geri verecekti, taklitlerini getirdi. Kimse farkına varmadı. Belki bir şaşkınlıktan veya kasıttan ama olay Osman Hamdi Bey yönetiminin önemli bir kusurudur. Asılları Louvre’da ve teşhirde değil, teşhire taklitler konmuş. Hırsızlık malı ama geri vermeye niyetleri hiç yok. Bu durumda mahkemeye gitmek kaçınılmaz ve New York Metropolitan’daki gibi davadan vazgeçip anlaşarak malı kurtarmak hiç tavsiye edilmeyen bir yol olmalı. Bu konuda artık içtihad oluşturmak lazım. Louvre Müzesi, Fransa’nın kendine ait olsun olmasın, muhteşem bir binadaki koleksiyonlar bütünüdür. Müze idaresi tıpkı ABD, Batı Avrupa, İsrail ve Japonya gibi eşyaların röprodüksiyonuna, muhteşem rehber kitapların hazırlanmasına dikkat ediyor. Bu alışveriş müzenin zenginliğine önemli bir katkı sağlıyor ve bakımını kolaylaştırıyor. Türkiye müzelerinin geçemediği bir safha... Bu alanda bazı çabaların da maalesef çıkartılan kanunlarla engellendiği malum.
Sayfa 269·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Haçlıların geçmeyen yarası: "İstanbul"
Kim ne derse desin, Doğu ile Batı arasında ehl-i salib (haçlı) ve buna karşı ehl-i hilal tepkisinin izlerinin silindiğini söylemek mümkün değildir. Bazı çevrelerde telaffuz edilmese bile diğer yerlerde İstanbul’un fethini açıktan protesto ederler. Ne alakası vardır dersiniz; bu yer bazen uzak Rusya’daki bir manastır, Volga boyundaki bir kahvehane, Toledo’daki bir kilise veya Cordoba’daki eski mescid olabilir. Hiç kuşkusuz Endülüs tarihi de doğulunun hafızasında yaşar; tarihi okuyup öğrendikçe hafızadaki bu kalıntı daha da bir derinleşir.
Din
Venedik'te Antidiktatörlük
Venedik doçları (dux veya doge) Bu Cumhuriyeti başında ki yöneticiydi, tıpkı Polonya Cumhuriyetinin başına getirilen krallar gibi... Doçlar irsen hükümete gelemezdi, buna teşebbüs eden doçların boğazı dahi kesilmişti. Zengin tüccarlardan oluşan Patrici sınıfı eski Roma Cumhuriyeti nin modelini benimsemişti ama iktidarı ebedi diktatörlere kaptırmamakta eski Romalıların aksine çok başarılıydılar. Bugünün para kaçıran yönetici tipine karşı Venedik önlem almıştı. Bir doç istediği gibi seyahat edemezdi, ailesinin mensupları cumhuriyet makamlarından izin almadan istedikleri kimseyle evlenemezlerdi ve cumhuriyetin sansürcüleri ailenin mektuplarını sıkıca kontrol ederdi. Doç maaş almazdı, maiyetinin ücretlerini kendi öderdi ve cumhuriyet toprakları dışında mal mülk edinmesi yasaktı. Bugünün İsviçre bankalarına para kaçıran yönetici tipine karşı, Venedik çok önceden akıllı bir düzenleme yapmıştı.
Tarih
Papa Ailelerinin Önemi
İspanya ve bir türlü bir araya gelemeyen Hıristiyan ülkeler papanın işini güçleştirmiştir. Bu, işin dıştan görünen kısmıdır; içeriye bakarsak kimdir bu papalar? Papalar genellikle bilindiği üzere kardinallerin arasından seçilen kişilerdir. Peki, bu kardinaller kimdir? Zaten sorun buradan kaynaklanmıştır. İtalya’nın ve bilhassa Roma’nın ünlü aileleri birbiri ardınca papa çıkarmışlardır. Bu durum Hıristiyan dünyasında pek hoşnutlukla karşılanmamıştır, ancak bu ailelerin de eğitim, bilim ve arkalarındaki servet birikimi Roma medeniyetini, yani Rönesans’ı ortaya çıkarmıştır.
Din
Malta Şövalyeleri ve Cem Sultan
Malta şövalyeleri, tarihin akışı içerisinde bugün, daha çok sosyal hizmetler, burslar, Özellikle sağlık hizmetleri ile Hıristiyanlık propagandasına devam eden bir tarikat haline dönüşmüştür, Osmanlı tarihi için ise önemi şudur: Bodrum Kalesi ele geçirilmiş ve Rodos Kalesi Fatih Sultan Mehmed tarafından alınamamış olsa da Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından fethedilmiştir. Ancak buna rağmen merkez olan Malta ele geçirilememiştir. II. Bayezid, kardeşi Cem Sultan’la dahili bir savaşa tutuştuktan sonra Cem Sultan yenilmiş ve kurtuluşunu önce Bodrum’a, sonra Rodos’taki şövalyelere sığınarak sağlamıştır. Ardından kendisini Roma’ya ve Fransa’ya göndermişler, sonrasında da tekrar İtalya’ya getirmişlerdir. Çok kabiliyetli, cihangir ve cengâver ancak talihsiz olan şehzadenin hayatı da, Papa Alexandr Borgia tarafından, papamn Bayezid’den aldığı külliyedi miktarda para karşılığı zehirlenerek sona ermiştir.
Tarih