Serinin son kitabı olan Finale,artık bir oyunun değil, tamamen sonuçların hikâyesi gibi hissettiriyor. Caraval’daki o “her şey bir illüzyon olabilir” hissi yerini daha ağır bir gerçeğe bırakıyor:bu kez yapılan seçimlerin bedeli var ve kimse tamamen güvende değil.Kitap boyunca en çok hissedilen şey, güç ile kalp arasındaki çatışma.Karakterler neyi istediklerini biliyorlar ama o isteğin bedelini ödemeye hazır olup olmadıkları sürekli sorgulanıyor.Özellikle Tella tarafında,sevgi ile fedakârlık arasındaki çizgi çok daha bulanıklaşıyor.Birini sevmek bazen onu kaybetmeyi göze almak mı demek, yoksa onun için kendinden vazgeçmek mi…kitap bunu çok güzel hissettiriyor.Legend ise bu kitapta sadece bir gizem değil,aynı zamanda bir ikilem hâline geliyor.Güçlü olmakla duygularına teslim olmak arasında sıkışmış bir karakter görüyorsun.Onun üzerinden şu soru sürekli dönüyor:“Gerçekten güçlü olan, kalbini koruyan mı yoksa onu riske atan mı?”Scarlett tarafında ise daha farklı bir derinlik var.Kontrol etmeye çalışan,düzenli ve güvenli bir hayat isteyen biri olarak başladığı yolculukta artık şunu öğrenmiş durumda: her şeyi kontrol edemezsin.Bazen en doğru seçim, en belirsiz olan oluyor.Kitabın en güçlü yanı bence şu: Hiçbir şey tamamen siyah ya da beyaz değil.Karakterler doğruyu yapmaya çalışırken bile yanlış seçimler yapabiliyor ve bu onları daha gerçek kılıyor.Genel his olarak Finale,bir kapanıştan çok bir yüzleşme gibi.Geçmişle, duygularla ve en çok da insanın kendisiyle.Ve kitap bittiğinde geriye şu duygu kalıyor:
Bazen en büyük risk, kalbini açmak… ama en gerçek kazanç da tam olarak bu