Amin Maalouf’la tanışmamız Semerkant kitabıyla olmuştu. Gerek kurgusu gerek dili olsun o kitabı çok beğenmiş ve akabinde yazarın diğer kitaplarını da hemen temin etmiştim. Doğu’nun Limanları,
Amin Maalouf un bahsettiğiniz iki kitabını da okudum ve edebî yönden çok başarılı bulmuştum. Özellikle Doğu’nun Limanları’nda sizin de dediğiniz gb özünden kopmuş özenme ve yozlaşmayla gençlerin nasıl yitirildiğini, hastalığı sürecindeki kopukluklarla bütünü nasıl yansıttığını farketmek keyifli bi okuma deneyimiydi. ancak şöyle bir serzenişte bulunmadan geçemiyorum; yazarın Türk karşıtı kasıtlı söylemleri çok huzursuz edici değil mi?. Evet kitaplarda edebî yönüne bakalım peki ama yazarlar da bu tarz söylemleri çok kullanarak haklı tepkileri çekmemeli diye düşünüyorum.
osᴍᴀɴ şᴀʜɪ̇ɴ çok ilginç çünkü kitapları tevafuken bulup kendi halimde okurken yani hakkında hiçbir yorum duymamışken okuyunca satırlar beni çok huzursuz etmişti ve bana mı öyle geliyor diye araştırınca bu fikrimde yalnız olmadığımı görmüştüm. Yazarın açıklamalarını şahsen pek samimi bulamadım :) hadi o zaten Türk değil vardır bir yarası der geçerim okumasam da bir şey kaybetmem. beni şaşırtan ve üzen Türk edebiyatında ad yapmış bazı yazarların da düşmanca söylemlerden kaçınmaması üstüne benim bilinçli(!) okur vatandaşımın da bu yazarların parlatılmasına göz yumması. Kusura bakmayın hocam bu konuda biraz dolmuşum yakın zamanda hiç beklemediğim bir yazardan yana hayal kırıklığına uğradım incelemenize denk gelince tutamadım kendimi 🫢
- Ölenleri yıkayıp kefenlemek, cenaze namazı kılmak yasak
- Kuran ve tüm islami kitapları bulundurmak yasak
- Oruç tutmak ve bayram kutlamak yasak
- Çocukları sünnet ettirmek yasak
- Arapça konuşmak bile yasak
- Hristiyan olmak, pazar ayinlerine katılmak, ispanyolca konuşmak mecbur
Herhangi bir Müslüman adeti uygulandığında dinden çıkanlara uygulanan diri diri yakılma cezasına çarptırılırlardı
Hıristiyanlar 898 [m. 1492] de Endülüs Emevî Devletini[13] mahv edip, Kurtubaya girince, önce Kurtuba câmi’ine saldırdılar. Bu güzel haşmetli binâya atlarıyla girdiler. Câmi’e sığınan müslimânları merhametsizce boğazladılar. O kadar ki, câmi’in kapılarından kan akmağa başladı.