Yazıp yazıp silmekten yorularak dümdüz konuya girmek istiyorum. Çünkü bu kitap sabır ve tahammül noktasında bendeki tüm kredisini tüketti. Uzunca bir süre tüm tavsiye ve ısrarlara rağmen okumaya elim varmadı ve nihayet vakti geldi. gerçekten okumanın lezzetine vararak heyecan ve telaş içinde kaptırdım kendimi. Çok sevilen,çok bağ kurulan, tekrar tekrar okunan bu esere dair eminim çok fazla ve çok güzel incelemeler yazılmıştır(spoiler endişesiyle hiçbirini okumadım). Bu satırları inceleme olarak değil de bir iç dökme olarak değerlendirmenizi rica ediyorum.
Öncelikle kitap gerçekten anlatıldığı kadar hatta daha güzel bir üslupla yazılmış. Duygu aktarımı, betimlemeler, tasvirler eksiksiz bir akışla kendimi olayların içinde hissettirdi. Bambaşka hayatların içindeydim, an oldu kendi telaşı içinde yorgunluğunu, çaresizliğini anlatamayan, etrafındaki gürültü patırtı ve çığlıkların iç dünyasındaki sesleri bastıramadığı bir kadının mutfağında buhar gibi, an oldu kolalı manşetlerle, derdin ve tasanın ancak edebî eserlerde tasvir edilişini okurken dudak büken bir burjuvanın, her yeri şatafat kokan davet odasında bir obje, kendini kaybeden bakışlarla rafların arasında coşku ve sevinçle gezinen, bilgiye aç bir genci yönlendiren kütüphane görevlisinin masasında bir dosya, yeri geldi okuyup içselleştirdiği kitapların hararetine kapılan bir grup okurun, tek ayağı aksıyan masası gibi tam içindeydim kitabın… aşkın ilk sarhoşluğunu hissettiğinde yüzüne vuranı da, saatlerce süren yolda pedal çevirirken umudunu diri tutan rüzgârı da hissettim… okumanın bir tutkuya dönüşmesine, her okuduğunun zihninde taptaze kalışına hayranlıkla şahit oldum. Birileri bir şeyler anlatırken başka diyarlara giden bir tek ben değilmişim :) Karşısındaki konuşurken sesinin tonundan çıktığı yolculuklarda