Huzursuzluk; başından sonuna içine alan bir kitap... Livaneli yine vermek istediğini çok güzel vermiş bizlere...
Işidin zulmünden kaçan Suriyeli mültecilerin Mardin'de ki sığınma kamplarına gelmeleri ve herkes tarafından sevilen Hüseyin'in onlara yardım ederken Yezidi olan Meleknaz'a aşık olması olayları tetikliyor. Önce ailesi kabul etmiyor Meleknaz'ı çünkü onlara göre Yezidiler şeytana tapıyor.Oğulları iyi bir müslüman ve müslüman biri bir Yezidi ile evlenemez.Sonra sözde İslâm savunucuları(IŞİD) tarafından tehdit edilip vurulan Hüseyin ailesinin ısrarına dayanamayıp yurt dısına abisinin yanına gider ama orada da İslâm karşıtı kişiler tarafından yine sırf inanç ve seçimlerinden dolayı öldürülür. Bunu araştırmak için İstanbul'dan Mardin'e gelen çocukluk arkadaşı Gazeteci İbrahim'in duydukları karsısında hissettiği duygu karmaşası ve gelgitleri konu edinilmiş.
Okudukça tüylerim diken diken oldu. Bildiklerimi bir de bu şekilde okumak derinden etkiledi.Hüseyin, Meleknaz,Zilan, Nergis ve Nergis Bebek yüreğimi pare pare etti. Kitap adının hakkını vermiş resmen.
"Ben de bir insandım." Kitapta en can alıcı cümleydi sanırım. Sırf farklı inançlara sahip diye insanların bu kadar zulüm görmesi. İnsanı; insan gibi kabul etmeyip dinlerine, ülkelerine, ırklarına veya mezheplerine göre yargılanmaları ve bu yüzyılda bile hala bunların yaşanması çağdaşlaşmaktan ziyade yobazlaşmanın kanıtı bence.
Tüm insanları ırkları, şekilleri,inaçları,cinsiyetleri, kılık kıyafetleri ile değil sadece İNSAN olarak kabul etmemiz dileğiyle...Şimdiden okuyan ve okuyacak olanlara keyifli okumalar.