"Öteden beri, patlayan bir şeyin gürültüsü var içimde," diye yazmıştı. Felaketi atlatışından altı yıl sonra, Tokyo'da, evinin yakınlarında, trenin altına atmıştı kendini. (...) "Kendi hayatının sorumluluğunu zamanında üstlenebilen insanlara gıpta ediyorum. Ama benim gördüklerim, yılgınlık ve umutsuzlukla raylara bakıyorlar. Ağrıdan kıvransalar da, mücadele etseler de, fırlatıldıkları çukurdan asla kurtulamayacak olan kırık insanlar. Kaybolup gitmek, benim gölgemin hoşuna gitmez mi?"
Dünyaya yeniden gelseniz yeryüzündeki hangi doğal varlığın yerinde olmak isterdiniz, diye sormuşlar öğrencilere. Heyecanla, zoolojideki bütün türleri sayıp dökmüş arkadaşları. Sıra Yoshie'ye gelmiş. Yengesi Ineko'nun hayatı boyunca anlatıp durduğu gibi, ben kuma dönüşmek isterdim, demiş Yoshie. Herhangi bir kuma değil, denizin dibindeki kuma, kimse üzerine basmasın diye.
İdealler artık son derece bariz biçimde birer sahtelik hâline geldiğinde onlara karşı bir yaklaşım da, acaba hayati bir eksiklikleri mi var, diye sorgulamak olabilir. Oy verebilmenin getirileri ve kontrolün siyasi güçlere bırakılması, dünyanın öncelikli amacı ve mutluluğun olmazsa olmaz ön koşulu olarak benimsendiğinde bu durum daha net hale geldi; böylelikle dikkatler kişisel anlaşmalardan toplumsal tartışmalara ve kişisel ilişkilerden yasal haklara yöneldi. Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik kendi başlarına yeterli duygusal besini sağlayamazlar; çünkü çok fazla sayıda insanı, değer görmediğini, sevilmediğini ve yalnızca yarı canlı olduğunu düşünür halde bırakırlar. Kanunlar bize başkalarını incitmeden istediğimizi söyleme ve yapma hakkı verirse harika olur; ama ya ne dediğimizi kimse dinlemez ve yaptıklarımıza kimse değer vermezse ne olur? Bu durumda takdir edilmek ve anlaşılmak arzusu, anayasal ayrıcalıklara teoride sahip olmaktan gitgide daha önemli hale gelir. Eşit oy hakkına sahip olmak ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması herkes için büyük oranda tatmin edicidir; peki ya açgözlülük, kötülük, fesatlık ve kibir eşitliğin hazzını alıp götürürse? Sonrasında eşitlik gitgide bir serap gibi görünmeye başlar ve eşitlik yerine şefkat insanlar arasındaki farklılıkları katlanılır hale getiren unsura dönüşür.