Odessa

Herkes çok konuşuyor. Herkesin, benim anlayamadığım sıkıntıları, niyetleri, istekleri var. Bazen birahanenin bahçesinde birileriyle otururken içimden geçenleri anlatmaya çalışıyorum: Dünyada tek şeyin işte böyle, bir köşede, sessizce oturmak olduğunu söylemeye çalışıyorum onlara. Sözlerimi anlıyorlar, elbette. Bana hak veriyorlar. Kimileri kendilerinin de aynı şeyi hissetiklerini öne sürüyorlar. Fakat aslında hepsi laf. Benim gibi hissedenler bile bu şeyleri benliklerinin ancak yarısıyla duyuyorlar. Diğer yarıları başka bir dünyanın işleriyle ilgili. Benim duygularımı bütün benlikleriyle paylaşmalarının olanağı yok. Hem ne demek istediğimi ben de tam anlamıyla bilemiyorum ki!
Sayfa 123·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Öfkelenmemek için kendi başıma olmayı seçiyorum. Çünkü herkes aynı şeyleri söylüyor. Kimine göre işler epey iyi, kimine göre epey kötü. Herkes kendi bildiğini okuyor ve aslında herkes kendi dünyasına dalmış halde. Eskiden ben de böyle yaşardım fakat şimdi hiç kimseyle ortak bir yanımın kalmadığını görüyorum.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Babam cephe hakkında sorular sormaya bir türlü doyamıyor. Düşünemiyor ki insan öyle şeyleri fazla konuşamıyor, cepheyi anlatmayı ben de isterdim ama, bildiklerimi söz haline getirecek cesaretim yok. Bu sözcüklerin büyüyüp devleşeceğinden, onlarla başa çıkamayacağımdan korkuyorum. Cephede olup biten her şey bize apaçık görünmeye başlarsa halimiz ne olur?
Sayfa 120·Kitabı okudu
Bizim ailede duygularımızı dışarı yansıtma huyu yok. Çalışıp çabalayan ve işleri başlarından aşkın olan bizim gibi kendi halinde kimseler sevgilerini fazla göstermezler. Hem bilinen bir şeyin üzerinde durmak alışkanlıkları yok. Onun için annemin, "Oğlum benim!" demesi aslında çok şey anlatır.
Sayfa 116·Kitabı okudu
İnsan rüyasında mucizeler görüyor ama uyandığı zaman sadece bir somun ekmek buluyor.
Sayfa 111·Kitabı okudu