yaşadığım kenti terk ederken, hanna'nın kafasını kurcalayan şeyle benim o dönemde düşünüp durduklarım arasındaki uçurum, tuhaf bir biçimde içime dokunuyordu. ona ihanet ettiğim, onu yadsıdığım için uzaklaşmasına neden olduğumdan kuşku duymamıştım, oysa gerçekte tramvay şirketinde utanılası bir duruma düşmekten kaçıyordu. ne ki, onu benim uzaklaştırmış olmamam, ihanet ettiğim gerçeğini değiştirmiyordu. o halde hala suçluydum. ve eğer bir caniye ihanet etmek suç sayılamayacağı için suç işlemediysem, bir caniyi sevmiş olduğum için suçluydum.
Direk konuya girecem akmıyor,ilerlemiyor. Hani kitabın yarısına geliyorsun daha konuyu kavramış değilsin.Bir serinin ilk metniymiş de arkadaş ne oluyor...yok bombalar,silahlar,sahte pasaportlar vs nereye bağlanıyor?. O kadar kopuk başladı ve bittiki ne okuduğumu anlamadım. Sanırım okumadan önce yazar hakında bilgi almak gerekiyor. Kendisinin otobiografisinin 1. Bölümü diye geçiyor daha başından anlaşılmıyorsa ne yazdığı diğer kitaplarına bakmaya lüzum bulunmayacağını düşünüyorum.
Acımak, bir kitabın kısa süre içerisinde bırakabileceği maksimum etkiyi bıraktı bende. Uzun bir hikaye olmadığı için çabuk okunabilir nitelikte. Bunun dışında hikaye o kadar akıcı ve sürükleyici ki ne zaman başlayıp bittiğini anlayana kadar parmaklarınızdan akıp gidiyor sayfalar.
Okuma süresi olarak kısa diyebileceğimiz bir zaman içerisinde aktarılan en güzel hikayelerden biri bana göre. Anne-baba rollerinin daha çocukluktan itibaren kişiliğimizde bıraktığı izleri Zehra öğretmen karakteri üzerinden yansıtırken; insanları anlamadan, dinlemeden yargılamamak gerektiğini de yine aile ilişkileri üzerinden etkileyici bir şekilde örnekleyen duygusal bir metin. Herkesin okuması gerektiği fikrindeyim. Kalemine