XIII.yüzyıla gelindiğinde bile, tekboynuz Çin tarihinde karşımıza çıkıyor. Cengiz Han’ın ordularının Hindistan’ı istila etmeyi planlayarak önden gönderdiği akıncı kuvvet, çölün ortasında tekboynuzla karşılaşmış. O tekboynuzun at gibi bir kafası, alnının ortasında tekboynuzu varmış, tüyleri yeşilmiş, geyiğe benziyormuş ve insanların dilini konuşuyormuş. Şöyle demiş.‘Sizin efendinizin ülkesine dönme zamanı geldi.’ Cengiz Han’ın Çin bakanlarından biriçevresindekileredanışarak,o hayvanın kirin türlerinden kutlu boynuz olduğunu ona anlatmış. ‘400 yıl boyunca ordu yığınları dört bir yönde savaştı’ demiş. ‘Kan dökülmesinden hoşlanmayan gök, kutlu boynuz aracılığıyla uyarı gönderiyor. Ömrünüzün son yıllarında imparatorluğu kurtarın. Makul olmak her zaman sevinç yaratır.’ İmparator da bunun üzerine savaş planından vazgeçmiş.’ Hem Doğu’da hem Batı’daki aynı tekboynuz olsa bile, aynı zamanda bu kadar farklılar işte. Doğu’da
ganlık ve cinsel iştah sembolü.
Yine de her halükârda, tekboynuz hayali bir hayvan ve işte öyle hayali bir hayvan olduğu için de farklı anlamlar yüklenmiş olması noktasında benzerlik var.