Firuze Olkay ️

XIII.yüzyıla gelindiğinde bile, tekboynuz Çin tarihinde karşımıza çıkıyor. Cengiz Han’ın ordularının Hindistan’ı istila etmeyi planlayarak önden gönderdiği akıncı kuvvet, çölün ortasında tekboynuzla karşılaşmış. O tekboynuzun at gibi bir kafası, alnının ortasında tekboynuzu varmış, tüyleri yeşilmiş, geyiğe benziyormuş ve insanların dilini konuşuyormuş. Şöyle demiş.‘Sizin efendinizin ülkesine dönme zamanı geldi.’ Cengiz Han’ın Çin bakanlarından biriçevresindekileredanışarak,o hayvanın kirin türlerinden kutlu boynuz olduğunu ona anlatmış. ‘400 yıl boyunca ordu yığınları dört bir yönde savaştı’ demiş. ‘Kan dökülmesinden hoşlanmayan gök, kutlu boynuz aracılığıyla uyarı gönderiyor. Ömrünüzün son yıllarında imparatorluğu kurtarın. Makul olmak her zaman sevinç yaratır.’ İmparator da bunun üzerine savaş planından vazgeçmiş.’ Hem Doğu’da hem Batı’daki aynı tekboynuz olsa bile, aynı zamanda bu kadar farklılar işte. Doğu’da ganlık ve cinsel iştah sembolü. Yine de her halükârda, tekboynuz hayali bir hayvan ve işte öyle hayali bir hayvan olduğu için de farklı anlamlar yüklenmiş olması noktasında benzerlik var.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
merhametli olma kisvesi altında başkalarına acımak ikiyüzlülüktür. birini, bir hal içerisinde görüyorsun. o hal hoşuna gitmiyor ve çok üzülüyormuş gibi kurtuluşunu diliyorsun. esasında üzülmek bir kenarda dursun; o hale kendin düşmediğin için seviniyorsun, içten içe, kendi düştüğün halleri unutarak. kimseye acımam. bir günah işlemiştir bedelini ödüyordur. kimseye acımam. herkesin kapısını acılar farklı melodilerde çalar. birisine kendisi ya da dış koşulları sebebiyle acımak için türlü sebepler bulduğunuzda esas acınası duruma düşen olursunuz.
Alıntı

Firuze Olkay ️

, bir kitap okudu
7/10
·58 syf.·
Beğendi
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 02:36
·
2026 6. kitabı

Firuze Olkay ️

, bir kitap okudu
2/10
·368 syf.··
27 saatte okudu
·
2026 5. kitabı
Hakan Günday
7.9/10 · 6,2bin okunma
Sipariş üzerine yazılmış bir metin
2/10
·368 syf.··
2026 5. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 01:33
Konumuz Suriye-Almanya-Türkiye üzerinden gidiyor. Mülteci-Almanlaşmış Türkler-sözde soykırımcı Türkiye Hikaye yi anlatmadan önce gerçekten merak ettim. Hakan Günday ödül almak istiyorduysa metnin başında geçen konuyla devam edebilirdi. Savaş,Mülteci kampı vs...ile kitabın 200.sayfasından itibaren bir ırkçılık Türkler üzerinden gidiyor.Almanya daki Türkleri aşagılamak, Türkiye'yi aşagılamak...kendi milletini aşaladığında sana ödül vermeyecekler belkide veririler bilemeyiz verirlersede bedelinin bu olması senin omurgasızlıgını gösterir. Zamanı gelir Vatansız kalırsan o yarattıgın Zamire dönüşürsün Hakan Günday , okuduğum en boktan "yerlatı edebiyatdı" İnceleme; Romanın coğrafyası da bu çözülmenin parçasıdır. Türkiye, Almanya ve savaş içindeki Suriye; hepsi, insanın giderek değersizleştiği, bedene ve kimliğe indirgendigi alanlar olarak sunulur. Özellikle Almanya’daki Türk göçmenler üzerinden çizilen tablo çarpıcıdır: Ne ait olabilen ne de kopabilen bu insanlar, kimliksizliğin öfkeye ve şiddete dönüşmüş hâlidir. Günday burada göçü romantize etmez; aksine, onu ruhsal bir parçalanma olarak resmeder. Suriye bölümü ise romanın ahlaki sıfır noktasıdır. İnsan ticareti, organ pazarı ve savaş ekonomisi içinde anlatıcı artık yalnızca tanık değildir; sistemin bir parçasına dönüşür. Burada insan, nihai olarak bir nesneye indirgenir. Bu noktadan sonra anlatıcının “ben” demesi mümkün olmaz. Zihinsel bir savunma olarak kendini çoğaltır, dağıtır, siler. İşte “zamir” olmak budur: özne olmaktan vazgeçmek. Romanın finali bir çözüm değil, bir ifşadır. Anlatıcı artık herkes ve hiç kimse olmuştur. Suç bireysel değildir; kolektif, anonim ve cezasızdır. Günday, modern dünyanın en rahatsız edici sorusunu ortaya koyar: Eğer herkes yalnızca bir “zamir” ise, kötülüğün faili kimdir?diyor bize. Fakat şu
1000Kitap
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma