Sen de küçüklükten beri az çok bilincinde olduğun, çetin bir mantıksal ilişki içerisindeydin. Bir yandan bazı çocukların aç oldukları için ağlaya ağlaya uyudukları düşüncesiyle dehşet içinde kalırken, diğer taraftan tüm çocuklar gibi sen de oyuncakların, elbiselerin ve evinin hakkın olduğuna inanıyordun. Zihinlerimiz otomatik olarak ‘’X’e sahibim’’ kavramını ‘’X’i hakediyorum’’ ile eşitler. En temel ihtiyaçlardan yoksun olanlara gözümüz iliştiğinde hemen empati duyarız ve yeteri kadarına sahip olmadıkları için kızgınlık ifade ederiz ancak yoksulluğun pekala bizim zenginliğimize yol açan sürecin ürünü olabileceğini bir an bile düşünmeyiz.
Sanal para birimi ve borç senetlerinin özelliği, işlemeleri için bolca ‘’inanca’’ ihtiyaç duymalarıydı. Sistemin yürümesi için Bay Nabuk’un tahıl ambarının başındaki kişilerin verecek imkan ve niyette olduklarına inanması gerekiyordu. Aynı şekilde başkalarının da Bay Nabuk’taki kabuk-senetler karşılığında ona mal ve hizmet sağlamaları için bu inancı taşımaları gerekiyordu. ‘’Kredi’’ kelimesinin kökeni de budur: Latincede ‘’inanmak’’ anlamına gelen credete’den gelir.