"duvarın sert olduğunu anlamanın en iyi yolu, ona bodoslama kafa atmaktır. Tabiatları icabı, duvarlar hep serttir ve kafalar da hep yarılır, moruk"
Kitap sizi içine alıyor ve bir çırpıda bitiriyorsunuz.
İlk bir kaç sayfada zorlandım. Sonradan merak uyandırıyor ve sürüklüyor. Beni fazlasıyla güldürmeyi başaran bir yapıt
Bu kitap icin yazılacak o kadar güzel şeyler var ki...
2 Ermeni'nin sanat yapıyoruz diye uydurma şarkıları çok komikti
"henüz çoğumuz varlığın iç yüzünü anlayamayarak havada mutluluk, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, dipsiz boş şeylere kapılan, vaatlara aldatan saf kimseleriz"
Bu kitabı okurken çok eğlendim ve gülerek okudum. Ama son 10 sayfada tüylerim diken diken oldu. Çok duygulandım yaa....
Gonçarov'un bu konuyla ilgili sözleri şöyle: "bu büyük romanın bir ay içinde yazılması belki de imkansız görünür. ama unutmayın ki, bu eseri yıllarca kafamda taşıdım ve onu sadece kağıda geçirmek kalmıştı"
Kaç yıl geçmiş üstünden, kadın erkek ilişkilerinde bir değişiklik var mı? Gram fark yok.
Bir çırpıda okunuyor ve çok eğlenceli bir kitap, ön yargı ile okumaya başladım. Bugüne kadar okumadığım için üzüldüm.
dün gece ansızın kapı çalındı. “kim bu münasebetsiz acaba?” dedim kendi kendime. gittim açtım, gelen bendim. evet bendim. “vayyy” dedim, “arkadaş bir insan bu kadar mı kimsesiz olur, bu kadar mı yalnız olur!