Hakan Günday, Batının ünlü yazarlarından sonra -kendisi kabul etmese bile içten içe mütevazı olmak kaydıyla reddettiğini düşünüyorum- ülkemizde yaşayan (şuanlık) en iyi yeraltı yazarıdır. Eski dönemlere baz alırsak gelen yenilikçi ve modern bir hava olarak bize yeni bir umut ışığı vermeye çalışıyor. Yazdıklarının ruhun derinlerine çizik atmasından bahsetmiyorum, edebiyatımıza kattığı yenilikten bahsediyorum. Kendisine "ergen" sıfatıyla ithamlarda bulunanların aslında abartılarını baz alıp, sadece kötü tarafından ele alarak aşağılamaktan zevk aldıklarını düşünüyorum. Romandaki karakterin yaşadığı travmalar ve geçtiği yolları ele alırsak bu çok farklı bir ütopya olmakla birlikte birçok ülkeden alınan ödül ve çevirilerinin boşa olmadığını gösterir.
Bu kitabı okumadan önce çok iyi düşünmenizi öneririm. Zira ağır bir yara biçimi içermektedir.
Eğer bu kitabı, herkesle aynı akbili basarak bindiğin otobüste dolup taşan buhranlı ve kasvetli havadan kaçmak için bir yol olarak görüyorsan okumamalısın, çünkü bunalımdan daha fazlasını içeriyor. Eğer, rastgele uğradığın bir sahilde havanın nasıl olduğu önemli olmaksızın zihnin açılsın ve ruhuna ferahlık gelsin istiyorsan yanlış seçim olacaktır, bu kitabı okumamalısın.